Yaşam hızla koşarken geriye bakmak önemli oluyor.Yaşanmışlıklar belgeseli hazırlıyorsunuz kendinize.Ortaya yaşanmamışlıklar belgeseli çıkıyor Bu belgeselde birilerinin ülkenin dibini oyduğunu anlıyorsunuz.Ancak yaşarken derinlerin içinde boğulduğunuzu hiç anlamıyorsunuz.
Zamansız zamanlar geçiyor, ancak ne zaman geleceğini ne zaman gideceğini biz bilmiyoruz.Bunu bilenler genelde emir komuta zinciri içinde..Biz ise yaşamlarına el konmuş insanlar olarak yönetiliyoruz.Ne Demokrasiden ne özgürlüklerden söz etmek mümkün değil.Halkı , öğrenciyi bölerek, kırarak öldürmek..
Önce gençler ipin ucunda..Deniz Gezmiş ve arkadaşları.Onlara yanıyoruz içten..Artık yaş kemale ermiş.Ancak ordudaki genç subaylar rahatsız olunca, sivil gençler asılıyor işte.Sonuç içerdekiler de dışardakiler de kurbanlık koyun.Bir sağdan bir soldan..
Sokaklar susmuş,gençler susmuş, asılanlar asılmış , kesilenler kesilmiş.Yaşanmamış zamanlar, zamansız zamanlara karışmış, genç yüreklerde tıkanmış ve toprağa gömülmüş.
Şimdi bu zamanları yaşamak isteyen, savaştan hoşlanmayan, kandan bıkmış bir gençlik var...Sınırlardan kaçarak sanal dünyayı dolaşıyorlar.Buralarda zaman zamansız..Dünyanın her yeri başka zamanlarda biribirine bağlanmış.İnsan ağları...Geride belkide hala ağlayan insanlar.
O yaşadığımız günler bizi zamansız bıraktı.Biz zamansız zamanların insanları olduk ağlamadık bile....