4O yıldır basın mesleğinin içindeyim.Pekçok Genel Yayın Yönetmeni gördüm.Arkalarına askeri ,iktidarı alanlar uzun kaldılar.
Bu adamlar genelde yayın falan yönetmediler..Patronlarını ve onların ilişkilerini yönettiler.Patronlar kadar zengin olaları oldu.Basın etiği için kılarını bile kıpırdatmadılar.
Çalışanları ezdiler, kovdurdular.Çıkarlar peşinde koştular.Yağ çektiler, küçüldüler.Nefessiz kaldılar.Yılmadılar.
Bir gazete okul gibi yönetiylmesi gerekirken, holding gibi yönetildi.Karlar insani kuralların önünde gitti.
Kendi yaptıkları uyduruk haberlere Asparagas dediler,
Daha ticari olsun diye uydurdular.
Yazıişleri haber çarpıtan merkezler olarak hüküm sürdrürdü.
Darbeleri kaşıdılar, çoğalttılar.Hiç utanmadılar.Darbeler IOOO yıl sürsün diyenler bile oldu.
Patronlarına bazen para kazandırdılar, bazen batırdılar.Sükseleri bitmedi gibi oldu, itibarları çoktan tükenmişti.Haber denen hammadde ,içeriğinden çıkarılalı epey oldu.Manşetler satılık hale bile geldi.
Patronların istekleri pek bitmedi.
Bu adamlar gerçekte en fazla patronları aptal yerine koydular. onlara hizmet ettiler..Varlıklarını sürdürdüler.
Yayın Yönetmenlerini hiç sevmedim..Onlardan hiçbirşey öğrenmedim.
Mesleği bıraktım.
İçinde olmamak daha doğru gibi geldi..
Hala da öyle geliyor, Bu yozlaşmış ortamda kendimden vaz geçmek istemedim..Dünyanın en cazip mesleğini bile bırakmak söz konusuydu benim için.Patronların ilişkileri de beni ilgilendirmedi.
Ama yayın yönetmenleri böyle var olduilar.Benim gibi ilgilenmeyenler basında yok oldular.Arayanları da hiç olmadı..
Patronların aradığı da etik estetik falan değildi..Araba üretiminden farklı olmaya çalışmadılar.Arabalar bile global dünyaya ayak uydurdular, medya asla böyle birşey yapmadı.
Küçük karları beğenmedi..Holdinglerden etik üretmesi istenemez, ama gazete patronluğunun bir etiği olması gerekirdi.Bu neden ile raconu vardı.Yok oldu.
Ne mutlu yayın Yönetmeniyim diyene..