Gazeteciler, genelde haber ya da yazı yazdıkları konuda çok bilgi sahibi değildirler. Gündemi meşgul eden konuların üzerinde düşünmeleri için, öncelikle bu konuda bilgi edinmeyi amaçlarlar. Bu amaç doğrultusunda, farklı kaynakları araştırıp o konu hakkında genel bir fikir edinirler. Çoğu kez, düşüncelerinin özgünlüğünden ve bağımsızlıklarından dem vursalar dahi düşünceleri, basında yer alan haberler, söyleşiler, diğer gazetecilerin yapmış olduklarından pek de farklı değildir. Bunun en büyük kanıtlarından birisini, internet üzerinden bir haberi araştırdığınız zaman görürsünüz. Aynı haber, birçok haber sitesinde kopyala yapıştır yöntemiyle çoğaltılmıştır. Haberin kaynağına dahi ulaşmak büyük meziyettir. Kaynağına ulaşsanız bile küçük puntolarla pek de bilinmeyen bir adres gösterilebilir. Oysa haberin kaynağı, o konuda konuşmak için çok önemli bir referanstır. Aksi takdirde, kafa yorduğunuz mesele, bir komplo teorisinden ibaret kalır ve komik duruma düşersiniz.
Bir haberin kaynağı, güvenilirliği açısından son derece önemlidir. Güvenilir olmayan bir kaynaktan çıkan haber, milyonlar üzerinde infiallere yol açabilir. Ya da kaynaktan çıkan haber çarpıtılarak servis edilebilir.
Bir önceki yazımda, medyada manipülasyondan bahsetmiştim. Manipülasyonun farkında olan bir kişi için, kitleleri meşgul eden sansasyonel bir haberin, o kişiye ne kadar komik geleceğini bir düşünün…
Belli bir kaynaktan çıkan haberi, yorumları, süzüp, sentezleyip yeni bir görüş olarak okuyucunun karşısına çıkarmak; işte bu tarz haberciliğe “sürü gazeteciliği” deniyor. Gary Schwitzer Cnn’in tıp bölümünün başındayken bu durumu şöyle açıklıyor; “ muhabirler ve editörler özgün iş çıkartmaktan değil, başkalarının yaptıklarını tekrarlamaktan dolayı ödül alırlar”.(1)
Sürü gazeteciliği ise ülkemizde daha çok fikir gazeteciliği adı altında yapılıyor. Fikir gazetecileri, olayların, nedenini niçinini soruşturur fakat dediğim gibi haber kaynağının saptırılması halinde ciddi yanılgılar içine de düşebilirler.
Gazetecinin başvurduğu en önemli yollardan birisi de mülakattır ve mülakatın da çoğu kez karşı taraftaki kişi ile görüşülmeden, bir düşünce doğrultusunda haber yapıldığı bilinen bir gerçektir.
Gazetecilik ve dergiciliğin yanı sıra, televizyonun da haber kaynağı olarak öneminin büyük olduğunu biliyoruz. Televizyonculuk ise çok daha farklı… Benim alanımın dışında bir sektör olmasına rağmen, hepimizin bildiği bir gerçek şu ki; televizyon daha çok sansasyonel haber yapmak için uğraşır. Olayın ayrıntısına girmeden, insanları bilimsel ve fikirsel sancılara sokmadan, olayın magazinine yoğunlaşır. Bunun en önemli nedeni; yüzeysel anlatımlarla, izleyici sıkmadan, izlenilebilirliği arttırmak hedefidir. Bu da bilginin yüzeysel kalmasını, bilgiden ziyade insanların bir konuya odaklanmasını sağlar. Çok okuyan insanların daha rahat cümle kurması, olaylara daha çok vakıf olması, saatlerce televizyon izleyen insanların, bir konu hakkında iki kelam edememesi ise bu yüzeysellik yüzündendir.
Tüm bunları birleştirdiğimizde ise, tek haber kaynağı medya olan toplumların, pek de sağlıklı bir bilgi alışverişine sahip olmadığını görebilir, zamanınızı tekrar tanzim edebilir, bilgiye ulaşmak için farklı metotlar deneyebilirsiniz…
(1)Bilim İnsanının medya rehberi., Sf.48, Richard Hayes-Daniel Grossman
Twitter hesabım; https://twitter.com/#!/journalistcimen