Evet, bir gece ansızın gelmezler, Yassıada’larda darağaçları kurulmaz, Zincirbozan’larda sürgün yerleri hazırlanmaz, cezaevlerinde ölümden beter işkenceler yapılmaz ama vesayetin dik alası hüküm sürer.
Kansız, darbesiz, statükonun ruhuna uygun bir düzen pekala sürebilir, sürüyor(du)
27 Nisan muhtırasının üzerinden üç yıl ve yüzde 47’lik bir tepki geçedursun, birkaç gün önce gündeme düşen bir ses kaydı nafile çabaların ne denli canlı olduğunu ortaya koydu.
Bir yüksek yargı üyesine ait olduğu iddia edilen ses şöyle söylüyor:
“Tespit ettik işte. Odak dedik. Bu saatten sonra yoğunluk aramayacağız. Başsavcı yeniden dava açsa bu iş biter. AKP için tek şey yeter, dava açılsın yeter. TSK rahatsız, AKP’yi biran önce kapatacağız… AKP kapatılınca hepsi içeri alınacak.”
Yoruma gerek bıraktırmayacak kadar açık olan bu sözler onca yaşanan çarpıklıktan sonra şaşırtıcı gelmese gerek!
* * *
Canhıraş çabalarla neyi engellemeye çalıştıklarına bir bakın, durumun vehametini anlayacaksınız.
Askerin siyaset arenasından çıkıp mecrasına çekilmesini istemiyorlar…
Ergenekon’un çökertilmesini istemiyorlar…
Değişimi istemiyorlar…
Açılımı istemiyorlar…
Din ve vicdan özgürlüğünü istemiyorlar…
Sivil, eşitlikçi, adaletli bir anayasayı istemiyorlar…
Tam demokrasiyi ve bireysel özgürlükleri istemiyorlar…
Ellerinden geleni yapıyorlar ama sonuçlar hiç de öngördükleri gibi olmuyor:
Bakınız: 2002-2007 arası sayısız darbe planı.
Bakınız: statükoyu temsil eden siyasi partilerin Meclis’te ve kamu vicdanındaki yüzdeliği.
Bakınız: 367 hukuksuzluğu.
Bakınız: 27 Nisan Muhtırası.
Bakınız: Açılımı bitirmeye yönelik eylemler, provokasyonlar…
Bakınız: Anayasa savaşları.
* * *
Şimdi, belki de ellerinde kalan tek kozu oynuyorlar/oynayacaklar:
Darbe anayasasını değiştirmeden, açılımı da kanlı provokasyonlarla baltalayarak seçimlere gitmek!
Öyle puslu havalarda, karanlık pusularda değil; göre göre, göstere göstere…
[Gönderilmemiş Mektuplar…]
Sevgili Dost;
O kadar sıcak bir an ki, ne ben o anı anlatabilirim, ne sen anlayabilirsin. Güneş bütün varlığıyla ensemde bitivermiş.
Giderek ağırlaşan adımlarıma ve bitap düşmüş bacaklarıma rağmen yürümeyi sürdürüyorum.
Yürüdükçe daha çok hissediyorum eksikliğini.
Bir damla suya hasret dudaklarımdan dökülecek yakıcı kelimeler düğümleniyor boğazıma, ardı ardına.
Ardı ardına bütün gerçekler çarpıyor yüzüme. Soğuk duş etkisi yaparcasına hakikatle aramda olan mesafe gittikçe uzuyor, uzadıkça uzuyor.
Susuyorum; susuzluğumu gideremeyen ummanlarda.
Susuyorum; suskunluğumu bozamayan kelimeler denizinde.
Sevgili Dost;
Hasret duyuyorum. Suya hasret.. Sana hasret.. Hasrete hasret…
[Bi tweet…]
- 30 yaşındaki Helin Avşar yaşı sorulduğunda “29 bitti” demiş. Ergenler de “seneye 18’e giricem” diyor. Kimse yaşından memnun değil anlaşılan!
http://twitter.com/tariksafa