Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
Geçen Kasım’da Diyarbakır’da düzenlenen bölgenin tarihi hakkındaki konferans sona ermişti. Kapanış konuşmasını Hrant Dink’in eşi Rakel Dink yapacaktı. Hrant Dink Vakfı konferansın düzenleyicilerinden biriydi. Kürsüye çıktığında tüm dinleyiciler onun konuşma yapmasını beklerken o birden Kürtçe bir şarkı söylemeye başladı. O kadar savunmasızdı ki… Kürtler arasında büyümüş bu Ermeni kadının söylediği bu şarkı Diyarbakır bölgesinin tarihine insani bir boyut getirmişti. Birçok izleyici gözyaşlarını tutamadı… Rakel Dink’in (genç kızlık soyadı Yağbasan) hayat öyküsü inanılmaz bir öykü. Güneydoğu’da bir köyde Ermeni Varto aşiretinin başının kızı olarak dünyaya geliyor. Bu aşiretin birçok üyesi 1915 soykırımından kurtularak bugün Şırnak iline ait Cudi dağına yerleşiyor. Burada tüm dünya ile bağlantıları kesik bir şekilde 25 yıl yaşıyorlar. Sonunda dağdan indiklerinde tüm arazilerinin Kürtler tarafından alındığını görüyorlar. Zaman içinde bir kısmı asimile olarak Kürtçeyi Ermeniceden daha iyi konuşur, Kürt giysileri giyer oluyorlar. Ama aynı zamanda aşiret hayatını da sürdürüyorlar: kültürler arası evliliğe izin vermiyorlar, ve dindar olduklarından Hristiyan geleneklerini sürdürüyorlar. Rakel 1959’da işte böyle bir ortamda doğuyor. Dokuz yaşına geldiğinde babası onu Ermeni eğitimi alması için İstanbul’a gönderiyor, Rakel böylelikle aşiret halkının topraklarını terk eden ilk çocuk oluyor. İstanbul’da Rakel bir Ermeni yetimevinde yaşadı. Burada Kürtçe konuşan bir Ermeni yerine Ermeni olmaya başladı. Hrant ile burada tanıştı. Birlikte büyüdüler ve sonunda evlendiler-Rakel’in babası Hrant aşiret üyesi olmadığı için önce evliliğe karşı çıktı. Üç çocuk yaptılar. Rakel şu anda Türkiye’de yaşayan tek Ermeni Varto aşireti üyesi. Aşiret yıllar önce İstanbul’a göç etmiş. Fakat Ermenilerin koşullarının Türkiye’de giderek zorlaşması üzerine sonunda 30 yıl önce Belçika’ya göç etmişler. Beş yıl önce 19 Ocak’ta Rakel dul kaldı. DestekEşi vahşi bir biçimde öldürülmeden önce Rakel hiç ön planda değildi. Hep eşinin arkasında durdu. Şimdi koşullar onu daha görünür olmaya zorluyor. Eşinin cenazesinda binlerce insana hitap etti, daha sonra sık sık konuştu. Halka hitaben, konferanslarda, mahkemelerde. Her duruşmadan önce “Hrant Dink’in Arkadaşları” adalet talep eden mitingler düzenlediler, Rakel her zaman onların arasındaydı. Bu fotoğraflar beni her zaman yaraladı. Onun yüzündeki acıyı görmek Bir de Hrant’ın sağlığından gelen şu resme bakın!Rakel’e kendini yalnız hissedip hissetmediğini sormak isterdim. Türkiye’nin kendi vatandaşı olan Ermenilere davranış biçimi yüzünden kendi ailesi ve aşiretinden ayrıldı. Eşi yine aynı nedenden öldürüldü. Rakel’in yanında birçok insan var şimdi, 19 Ocak’ta eşini anma yürüyüşünde yanında onbinler yürüdü. Bu ona kendini yalnız hissetmemek için gerekli gücü verebiliyor mu? Veya O, güçlü geleneklere bağlı kökleri ve aile bağları yüzünden kendini hiçbir zaman yalnız olarak nitelendirmedi mi, her zaman köklerine bağlı mı hissetti? Rakel inançlı bir insan: din nereye kadar tahammül göstermeye yardımcı oluyor, veya bütün bu olanlar sırasında bir an için bile olsa Tanrı’ya inancını yitirdi mi?Güç Rakel Dink Türkiye’de röpörtaj yapmak istediğim insanların başında geliyor. Ama o eşinin cinayet davası sonuçlanana kadar röpörtaj vermemeye kararlı. Geçtiğimiz hafta dava sonuçlandı. Fakat karar herkesin bildiği bir gerçeği inkar etti: devletin bu cinayetin arkasında olduğu, ve bu cinayetin Sünni Türk şablona uymayan herkesi yabancı gören resmi Türk ideolojisinin bir uzantısı olduğu gerçeğini. Dink ailesinin avukatları gerçeğin ortaya çıkması ve suçluların cezalandırılması için bu davayı götürebilecekleri tüm üst mahkemelere götürecekler. Bu davanın gerçekten bitmesi için kimbilir daha kaç yıl geçecek. Kimbilir sonuç nasıl çıkacak ve bu sonuç ülkeyi nasıl şekillendirecek. Sonunda Rakel’in vicdanında adalet yerini bulacak mı? Eşine, kendine, halkına, ve bir kızı olduğu ülkesine adalet gelecek mi? Şimdilik bu sorular henüz sorulmadı bile. Ona ihtiyacı olan gücü dilemekten başka yapılacak birşey yok. [Çeviri: Efe Moral / Twitter: @oemoral] [Yazının ingilizcesini okumak tıklayın]http://www.journalistinturkey.com/