Ancak düşüncelerinde taraf tutarken bunu kendi çıkarları için kullanmaz. Kanaat sahipleri düşüncelerini ne pahasına olursa olsun savunurlar. Taraf olmak ayıp değildir. Gazeteciler de taraftır. Önemli olan düşünceyi bilgi ile ve enformasyon ile kalitelendirmektir. Bu arayışı medyada sürdürenler oldu.
Ancak 28 şubat da medya patronları askere ve iktidara satıldı. Arkasına da CHP'yi aldı gidiyor.Bu yetmiyormuş gibi gazetelerinde yeni yetme yazarlara bilgi vermek yerine belden aşağı jargonlar önerildi. En azından köşeler daha açık saçık, playboy dergilerinin yazarlarına bırakıldı.Kimisi devşirildi.Cinsel tercihi eşcinsellik olanlar da bu kervanda saklı kişilikleri ile tetikçi haline getirildiler.
Tetikçilik geçer akçe oldu.
Zaten de derin devlet gazetecileri yayın yönetmenleri çevresindeydi. Ya da zaten kendileri bu çevrelerin kullandığı insanlardı. Bilgili insanlar yerine
derinlerde dolaşanlar gazeteleri yönetip, patronlarını korudular. İşadamlığı da yayın yönetmenliği faziletleri arasına girdi.
Bir tür ayak takımı tepeden tırnağa sivrildi.Medya çeşitlenince, gerçek medya etiği ortaya çıktı.Burada da dinin dışında etik arayan meslek sahipleri pek yer bulamadılar.
Velhasıl liberaller ne sakala yarandı ne bıyığa. İşlerinden kovulup, kendilerini her dönemde yeniden var etmek için çabaladılar. Şimdiki merkez medyada pek yerleri yok.
İnternet medyası çeşitliliği artırıyor. Ve genelde daha kaliteli taraf tutuyor. Zira patronları zengin değiller. Bu yolla pek zengin de olamazlar. Ama
kaliteden nasiplerini almak şansları çok fazla.
Ve hiç kimse tarafsız değil.