Son Haberler
10.02.2012 Cuma 07:19
USD 1,7550 EUR 2,3310 EUR/USD 1,3282 IMKB100   60162/%0,00
ISTANBUL Cuma: -1°C/3°CCumartesi: -1°C/5°CPazar: 1°C/6°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

KILIÇDAROĞLU GENEL BAŞKAN OLURSA- HaberX ÖZEL
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Baykal'ın istifasının ardından düşünmediğini söylediği Genel Başkanlığa adaylık kararını açıklaması ve seçilmesinin ardından, halkın seçim öncesi tavrının ne olacağı merak konusu. HaberX'ten Hülya Okur, CHP'nin Kılıçdaroğlu boyutunu artı ve eksileriyle uzman ve gazetecilerle istişare etti. Yapılan görüşmeler, Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığının ülkeye ve CHP'ye etkilerini göz önüne seriyor... 19.05.2010 11:38

İşte konuklarımızdan yanıtlarını almak için başvurduğumuz sorular:

1) CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 22-23 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek olağan kurultayda genel başkanlığa aday olacağını bildirdi. "Böyle bir dönemde partimizin eli kolu bağlı olması düşünülemez" diyerek aldığı sorumluluk gereği partinin Genel Başkanlığına soyunan  İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nu neler bekliyor sizce? Partiyi toplama konusunda atacağı ilk adım ne olmalıdır?

2) CHP’nin Başkanlık profiline Kılıçdaroğlu’nun uygunluğu konusunda neler söyleyebilirsiniz? Atatürk’ün partisi CHP için Kemal Kılıçdaroğlu tüm ülkeyi kucaklama potansiyeline sahip mi sizce? Adaylığı yada başkanlığı CHP için kayıp mıdır?

3) Memur kılıklı diye eleştirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun vizyonunu liderlik yarışında Tayyip Erdoğan ile karşılaştırırsanız ne kadar şansı olduğunu söylemeniz mümkün olur? Bunu diğer liderlik vasıfları açısından da ele alabilirsiniz:(kestirilebilirlik, dürüstlük, bütünlük, kararlılık, coşkunluk, oto kontrol, idealistlik, ihtiraslılık, iyimserlik)

HaberX- Hülya Okur

 

  

Eski Kültür Bakanı/ Habertürk Egeli Köle Yazarı Prof. Dr. Suat Çağlayan     

“GANDİ- ECEVİT KARIŞIMI SADECE GÖRÜNÜMÜNDE DEĞİL RUHUNDA VAR”

Kemal Kılıçdaroğlu'nu SSK Genel Müdürü olduğu dönemden beri tanırım...

Onun en önemli özelliği çevresine güven vermesidir...Güvenilir ve doğru insan görüntüsü ile akla gelen birçok sorunun altından kalkacaktır diye düşünüyorum... Yöneticilik deneyimini bilmeyenler onu 'memur kılıklı' olarak nitelendirebilirler... Ancak onun olaylara kararlı, doğru ve bilgili yaklaşımını bilenler asla bu tanımlamaya katılmayacaklardır... Elbette başlangıçta bazı sıkıntıları çekecektir...Çünkü istediği düzeni kurması -başlangıçta- kolay olmayacak ve onu yıpratmak isteyenler belden aşağı vurabileceklerdir... Çelik gibi bir iradesi ve dayanıklılığı vardır...Gandi- Ecevit karışımı bir insanın sadece görüntüsünde değil, aynı zamanda ruh yapısını da taşımaktadır...Halkımızı kucaklayacak mıdır, diye soruyorsunuz...Sanıyorum halkımız- güvenilir, dürüst, bilgili ve kendinden biri sayarak- onu kucaklayacaktır...

***  

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı Sedat Laçiner;

“KILIÇDAROĞLU, İKİNCİ ‘BAYKAL’ OLURSA SADECE PARTİNİN BAŞINDAKİ ‘ADAM’ OLARAK KALIR”

1) CHP Deniz Baykal döneminde Baykal Partisi haline geldi. Baykal döneminde işe yarayabilecek lider karakterinde pek çok isim temizlendi. Bunun Kılıçdaroğlu gibi yeni adaylar için hem avantajları var, hem de dezavantajları. Kılıçdaroğlu için iyi, çünkü Baykal dışında karşısına çıkabilecek çok da aday kalmadı. Kötü, çünkü partida her köşe başı Baykal'ın adamlarıyla dolu. Diğer taraftan partideki iktidarını daha çok Doğu-türü oyunlarla sürdüren Baykal ve ekibi karşısına güçlü fikirler ve temiz bir duruşla çıkılması halinde Baykal grubunun böyle bir adayı durdurabilmesi mümkün değildir. Kılıçdaroğlu'nun CHP içine değil de genel seçimlere dönük kampanyasını şimdiden başlatması gerekir. Yapacağı icraatlar konusunda şimdiden ipuçları vermesi, ayrıca demokrat sol çizgisinde fikirler üretmesi gerekmektedir. Kılıçdaroğlu Baykal ve çizgisinden farkını o çizgiyi eleştirerek değil, kendi çizgisini fikirsel ve eylemsel olarak tanımlayarak ortaya koymalıdır. Mevcut CHP'yi de dışa açması ve genişletmesi gerekiyor. İktidara aday bir CHP tanımı yapabilirse, yani iktidar olmak konusunda umut verebilirse hem parti içinde, hem de dışında başarılı olur. CHP de böylece çok uzun sürmüş olan bir çıkmazdan çıkmış olacaktır. Fakat Baykal'ın skandalla sallandığı bir dönemde gelmesi kendisinin 'fırsatçı' olarak görülmesine yol açabilir. Bu nedenle en azından kısa vadede Baykal'la yan yana görünmesi, onun desteği ile genel başkanlık koltuğuna oturması yararlı olacaktır. Tabii Baykal kısa süreli yan yana durulması zor bir isim. Kısa dönem derken Baykal'ın yeniden koltuğu ele geçirmesi veya kendi adamını o koltuğa oturtması da mümkün. Kılıçdaroğlu talihsiz bir dönemde ve belki de biraz erken bir çıkış yapmış oluyor.

2)  Öncelikle CHP'nin Atatürk'ün partisi olduğu konusunda ciddi şüphelerim var. Atatürk'ün CHP'sini İnönü, İnönü'nün CHP'sini Ecevit, Ecevit'inkini ise Baykal değiştirdi. Kılıçdaroğlu da Baykal'ın dönemini sona erdirmek zorunda. Bunu yapacak güce sahip olup olmadığını bilemiyorum. Hizipçiliğin böylesine güçlü olduğu bir partide Kılıçdaroğlu çok zayıf görünüyor. Pekçok CHP'li Kılıçdaroğlu'nu geçici başkan olabilecek bir kişi olarak görüyorlar. Gerçek düşmanları olmasın diye Kılıçdaroğlu'na sürpriz gruplardan destek de gelebilir. Ancak Kılıçdaroğlu bu geçici mutabakat döneminde kendi kadrosunu geliştiremezse liderlikteki ömrü çok kısa olabilir. Bir diğer sorun da Kılıçdaroğlu'nun sadece eleştirileriyle gündeme gelmiş olması. Sürekli olarak bir dosyayla kamuoyunun karşısına çıktı. Artık somut projeleriyle ortaya çıkmak zorunda. Bir de kendisi hakkında ne kadar dosya arsa bunlar da gün yüzüne çıkabilir. Özellikle CHP içinden, sevmeyenleri, varsa eğer dosyalarını pazara çıkarabilir. Bu nedenle CHP'ye lider olacak kişinin bir yandan AKP'yi, diğer taraftan da parti içi muhalefeti kollaması gerekiyor. Bu anlamda Kılıçdaroğlu şu an için güven vermiyor doğrusu.

3) Liderlik kılık kıyafet işi değil. Doğrusu Bülent Ecevit de çok karizmatik değildi, Kılıçdaroğlu ile kıyaslandığında Ecevit'in kılık kıyafet açısından çok bir artısı yoktu. Fakat Ecevit halkla bütünleşmesini bildi. Adalet, özgürlük ve ekmek dedi, Ortanın Solu'nu icat etti. Şu an için Kılıçdaroğlunda henüz dikkat çekici bir fikri akım göremiyoruz. Temiz olduğu söyleniyor, bir de ideolojik olmaktan çok teknik duruyor. Kitlelerin hoşuna giden bu 2 özelliği. Kılık kıyafet eleştirilerini samimi bulmuyorum. Böyle bakarsanız Tayyip Erdoğan'a da Kasımpaşalı dersiniz, kabadayı veya 'tüccar' görünümlü dersiniz. Kılıçdaroğlu'nun ne kadar lider olabileceğini bilemiyorum. Sonuçta Baykal'ı devirebilir, fırsatçı olarak etiketlenmeden yoluna devam edebilirse elbette liderdir. CHP'nin ve Türkiye'nin ihtiyacı olan muhalefet ise yapıcı ve çözüm üreten bir muhalefettir. Yoksa kavga eden, sadece istemediklerini sayan bir muhalefet değil. Eğer ikinci bir Baykal olacaksa liderlik vasıflarının hangisini üstünde taşırsa taşısın gerçek bir lider olamaz, sadece CHP'nin başındaki adam olarak kalır.

***  

Zaman Gazetesi Yazarı Ali Ünal, 

“CHP’DEKİ AYRIŞMA SARIGÜL’ÜN PARTİSİNE GİDECEKTİR”

Yaklaşan genel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP'nin AK Parti'ye alternatif olamayacağı artık bellidir. CHP ve MHP'nin de birlikte yeni bir AK Parti iktidarını önleyemeyeceği düşünülmüştür. Bunun için AK Parti'nin tek başına iktidar olmasını önlemek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçmen tabanında işbirliği yapmak için daha fazla parti barajı aşmalıdır. Dolayısıyla CHP'de meydana gelecek ayrışma ve bölüşme, en azından çoğunluğu itibariyle Mustafa Sarıgül'ün partisine gidecektir. Bu durumda CHP, MHP, Sarıgül'ün partisi barajı aşacak, AK Parti'den Cindoruk'un ve Abdüllatif Şener'in partileri ile Saadet Partisi de oy çalacak ve böylece AK Parti tek başına iktidar olamayacaktır. Planlanan CHP, MHP, Sarıgül'ün partisinin koalisyonudur. Bu koalisyon, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de işbirliği yapacak, hatta referandumda da işbirliği yapacaklardır. Yani, partiyi bölünmeden ayakta tutan Baykal'ın gitmesiyle CHP aslında zayıflatılmak istenmiş, bölünmek istenmiştir. Plan, bundan ibarettir ve nitekim bu istikamette de yürümektedir.

***  

Genç Parti'nin kurucusu ve eski Genel Başkan Yardımcısı Ufuk İlkiz;

“ESKİ KAŞARLAR KEMAL BEY İÇİN TEHLİKEDİR”

1) Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile tanışmadım. Dolayısı ile bir vatandaş olarak ancak değerlendirebiliyorum. Kemal bey toplumun bir kesimi tarafından teveccüh görmüş, donanımlı, dürüst, açık bir siyaset adamı portresi ortaya koymaktadır. Aynı zamanda medya dünyası da yaşadığı problemlerden çıkabilmek için kendisini bir kurtarıcı olarak görmektedir. Bir medya yöneticisi olarak bunu algılamak çok kolaydır. Medya yükselme sürecinde kişiye bir ışık tutar o ışık toplumda karşılık görürse ve aydınlatılan kişi kurum ile aynı veya benzer görüşler içerisinde ve bir kol mesafesi içinde duruyorsa medya onu yüceltmeye devam eder. Ancak medya 1 veya en kötü 2 numaraya oynar. Kısaca demem odur ki Kemal Bey bir medya dizaynı olarak görülüyor. Tabidir ki kendisinin de bir çabası olmuştur bu yükselişte.

Ancak siyaset çok sert bir spordur. İyi niyet, samimiyet, ahlak, eğitim, kültür gibi konular halk nezdinde önem arz etmekle birlikte siyasetin çirkin havuzunda hiç bir önem arz etmez. Dolayısı ile Kemal Bey'i CHP Genel Başkanı yolculuğunda büyük vefasızlıklar, mezhep ayrılıkları, çirkinlikler bekliyor. Çok başarılı ve dirayetli bir yakın kadro ve 2. halka oluşturarak ve samimiyet içinde bu yarışı sürdürürse başarılı olacak ve CHP Genel Başkanlığını kazanabilecektir. 

Partiyi bir araya toplamak ise esasında çok ama çok kolay bir mesele olarak görülüyor. Çünkü partinin bir çok küskünü bu olayı bir fırsat veya bir şans olarak görmektedir. Ancak bu aşamada da tehlikeli bir durum var; bazı eski kaşarlar!! Kemal Bey’i çok kolay yönlendirilebilecek ve kontrol edilebilecek bir adam olarak görmekte ve etraflarında konuşmaktadırlar. Bununla tehlike arz ediyor. Yani bununla içeri girmeye başlarsa sorun oluşur.

Yapılacak şey ise hemen ve acil olarak en ufak mahallelerde bile parti meclisleri oluşturup devamlı toplantılar ile önce CHP'nin üzerinden ölü toprağını atıp, küskünleri bu parti meclislerinde layıkı ile ağırlamak ancak 8 senedir mücadele verenleri de "hataları çok olsa dahi" onurlandıracak toplantı düzenleri oluşturmak lazımdır. Yani küskünleri ve partiyi toplarken yeni küskünler ortaya koymayacak bir konsensus oluşturmak gerekir.

2) İşte bu sorunuzda problemler hafif hafif ortaya çıkıyor. Evet sanırım Kemal Bey'in çok yoğun eğitimler yaşaması gerekiyor. Yani yeterli donanıma sahip olmadan büyük ormana girmesi ve yanlış stratejiler oluşturması olayı birden koparır. Yani iyi ve güzel insan olmak başarılı bir politikacı olmak anlamını taşımıyor. Erdal İnönü'yü hatırlayınız. Kemal Bey eğitim açısından da bu donanıma sahip değil. Aynı zamanda Sayın Başbakan kadarda parti içi angajmanlara ve triklere de hakim değil. Dolayısı ile eksiği çok fazla. Dolduruşa gelmeden ve siyasetin yaydığı bu yalancı havaya inanmadan kendi kişisel deneyimlerini ve samimi yakın çevreyi yaratırsa ancak bu sağlanabilir.

3) Sayın Başbakan karşısında bu hali ile mücadele edebilmesi mümkün değil. Her yerde yanında Uğur Dündar'ı bulamayacaktır. Ancak ve ancak doğru seçim stratejileri ortaya koyarak bu imkanı yakalayabilir. Kurulması gereken şey bir efsane dönemi yaratabilmek ve çok güçlü bir kadro hareketinin önderi bir büyük siyaset adamı gibi kavramları, içlerini doldurarak strateji haline getirmek lazımdır. Oy istemek ve almak konusunda ancak toplumun bir kesimi için avantaj oluşturmakla birlikte bilhassa merkezden ve merkez sağdan oy alabilecek durumda değildir. Aynı zamanda orta direkten ve fırsatçı orta direk kadrolarından oy çekecek durumda değildir. Sayın Başbakan'ın kişisel karizmasını şu aşamada yenebilecek durumda değildir. Ama çalışarak ve doğru stratejiler uygulanarak denenebilir.

*** 

Milliyet Gazetesi Yazarı Ali Eyüboğlu;

“CHP GENEL BAŞKANLIĞI ONA BİR KAÇ NUMARA FAZLA GİBİ”

1) Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığı beklenen bir şeydi... Kamuoyunda ciddi bir beklenti vardı, aday olarak bu beklentiyi karşıladı. Ancak CHP Genel Başkanı'nı belirleyecek delegelerin Baykal işaret vermediği sürece Kılıçdaroğlu'na kamuoyu gibi destek vereceğini sanmıyorum. O nedenle adaylığı CHP'de bir bölünmeye yaratacağı kesin. Ama bu bölünme ne ölçüde olur, onu kestirmem zor.

2) Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olduğunda CHP'nin oyunu yüzde 25 oranında artırır. Aynı şeyi Genel Başkan olarak sağlayabilir mi? Bunu zaman gösterir...  O denli yüksek oranda olmasa bile CHP'nin oyunu artıracağı kanaatindeyim.

3) Kemal Kılıçdaroğlu, insanlara güven veren bir isim, ancak liderlik vasfı olan biri değil. Bunu da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olduğunda gösterdi. CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'le kampanya boyunca yapışık ikizler gibiydi. Şu anki görüntüsüyle CHP Genel Başkanlığı ona birkaç numara fazla gibi. Çünkü bu kez karşısındaki rakip ne Kadir Topbaş ne de Melih Gökçek... Recep Tayyip Erdoğan gibi çekirdekten yetişme bir siyasetçi... İşi zor yani...

*** 

Milliyet Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Güngör Uras;

“Ben politikadan anlamam. Saf ve bakir bir Anadolu çocuğu olarak görüşüm şudur: Kirazın sapı var,üzümün çöpü var diye  her öne çıkan ismi karalar isek ortalıkta adam kalmaz.”

*** 

Radikal Gazetesi Yazarı Ersin Tokgöz;

“KILIÇDAROĞLU’NUN ERDOĞAN’A KARŞI BİR AVANTAJI YOK”

1) Öncelikle sorunuzda da geçen, Kılıçdaroğlu’nun adaylığının "Böyle bir dönemde partimizin eli kolu bağlı olması düşünülemez" açıklamasıyla gerekçelendirilmesi ve bu gerekçeyle sorumluluk aldığını ifade etmesi çok da gerçekçi değil. Daha iki gün önce o gerekçe ortada dururken kesin bir dille adaylık yok diyordu. Ama bugün farklı bir noktada. Demek ki ortada gerekçeden öte bir şey var. O da geçen bu iki günde alınan birtakım garantiler.  Mesela düne kadar Baykal’a karşı durması hayal bile olmayan isimler Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamasının hemen sonrasında kayıtsız şartsız desteklerini açıkladılar. Onun için adaylığını bu gerekçe üzerinden değerlendirmeye başlarsak sonraki analizlerin hepsi boşa düşer. Kılıçdaroğlu’nu neler beklediği konusunda ilk gün yeterli işaret verildi. Önder Sav’la restleşen bir CHP MYK’sı ve/veya tam tersi. Bu tablo daha ilk gün ortaya çıkan bölünme. Bölünme derinleşecek demek kehanet sayılmaz bu durumda. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun partiyi toplama konusunda atacağı adımlar işe yaramaz. Saflar netleşecek ve göze göz dişe diş mücadele edilecek. Kılıçdaroğlu’nda bu kalibre var mı? Şüpheliyim.

2) Bizdeki siyasi yapıda “genel başkan partiye ne kadar uygun” sorusundan çok “parti genel başkana ne kadar uygun” sorusu daha gerçekçi bir soru olur. Ve yine aynı yapı genel başkana göre partiyi “uygun” hale getirir. Bu mesele değil. Peki, Kılıçdaroğlulu bir CHP tüm ülkeyi kucaklar mı? Kılıçdaroğlu öyle bir görüntü veriyor gibi. Ama hepsi bu. Ve asıl önemli olan nokta şu: Baykal hep politbüro olarak nitelenen kadrosu nedeniyle eleştirildi. Eleştirilerin odağında Baykal’ın o dar kadrosunun CHP’yi geniş kesimlere açılmasına engel oluşturduğu yöndeydi. Ama ortaya çıkan tabloda o dar kadro şimdi Kılıçdaroğlu’nun etrafında kümelendi, destek açıklamaları yapıyor. Şimdi değişim değişime engel olan ekiple mi yapılacak? Ayrıca bir kurmay olarak herkesle bir araya gelmek ayrı, bir kurumsal yapıyı herkese açmak ayrı. Bin tane değişken var bu denklemde. Ve yine o kadar denge. Şimdiye kadarki performansını yeterli veri olarak kabul etmek yanıltıcı olabilir.  

3) Kılıçdaroğlu’nun vizyonu ile ilgili ne biliyoruz? Yolsuzlukla mücadele eder, gecekonduya gider. Başka? Yok. İki atımlık barutu olan bir kurmayla beğenin ya da beğenmeyin karizması ile partisini bir arada tutan ve 7 yıldır iktidarda olan bir lideri bu anlamda karşılaştırmak biraz fazla hayalcilik olur. Belirttiğiniz vasıflar açısından değerlendirirsek; İnsan; doğası gereği sürpriz yoksa ilgisini canlı tutmaz, heyecanı öldürür. Bu açıdan Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’a karşı bir avantajı yok. Dürüstlük; kimse dürüstlüğü bir başkasına bırakmıyor. Halka göreyse bir siyasetçinin dürüst olması söz konusu bile değil. Dolayısıyla bu özellik siyasette kayda değer bir etken değil. Kararlılık; belki Kılıçdaroğlu düellolardaki tavrıyla bu şıktan iyi puan almıştı ama adaylık sürecinde (gün önce aday değilim deyip şimdi aday olması ile) kaşıkla topladığını kepçeyle dağıttı. Bir gün önce korkak, sünepe gibi nitelemelerin hedefi olan bir isim şimdi büyük mücadeleci olarak niteleniyorsa bu sadece ifade sahiplerinin oynaklığı değil, ona kaynaklık edenin de problemidir. Erdoğan’ın ise kararlılığını kimse tartışmıyor zaten. Bakınız: Doğan grubuna yaptıkları. Karar verdi mi gözü bir şey görmüyor. Coşkunluk; Sanırım Kılıçdaroğlu’nu sıksanız bir damla coşkunluk çıkmaz. Erdoğan ise taşıyor! Oto Kontrol; işte bunda kimse Kılıçdaroğlu ile yarışamaz. Hele Erdoğan, hiç. İdealistlik; bir devlet dairesinden emekli olabilecek, partisinin ittirmesiyle ancak Büyükşehir belediye başkanlığına aday olabilecek, garanti almadan genel başkanlığa aday olamayacak birinin idealistliğini tartışmam bile. Geçiniz. İhtiras: İhtirası olmayan biri siyasete girmez. Birbiri ile yarışabilirler bu konuda. İkisinin gözünde de sevgi görmüyorum. Belki kendileri için “iyimser” şeyler düşünüyorlardır. O da onları bağlar.

*** 

Sinemagraf Programı Yapımcısı/ Yeni Çağ Gazetesi Yazarı Sadık Özcan;

“CHP, KILIÇDAROĞLU İLE İKTİDARA YÜRÜR

Sayın Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geçmesi  partinin şimdiye kadar aldığı en iyi karar. Herkesin bildiği gibi CHP  eski Genel Başkan Deniz Baykal döneminde sürekli olarak muhalefette kalmak için  çaba gösteriyordu. Tabi bu da başta parti tabanı olmak üzere bir çok partiliyi rahatsız eden bir konu idi. Hatta bir parti toplantısında bazı partililerin kürsüye yürüyüp “Yeter artık hep muhalefete oynuyorsunuz. Artık iktidara oynayalım” sözlerini hepimiz TV ekranlarından izledik. İşte yıllardır muhalefete oynayan CHP sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile artık iktidara yürüyeceğini resmen ilan etmiş oldu. Ama şimdi de Baykalcılarla,  Kılıçdaroğlu taraftarları ikiye ayrılma noktasına geldiler ki bu CHP ye çok büyük zararlar verecektir. Eğer partide ikilik olmaz ise Kılıçdaroğlu’nun şemsiyesinin altında birleşme sağlanırsa o vakit CHP ilk seçimlerde iktidar olur diye düşünüyorum.

Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa aday olması yerinde bir karar. Kemal Kılıçdaroğlu tüm ülkeyi kucaklar ve CHP için de çok büyük bir başarı olur. Kaset skandalıyla sarsılan CHP  dağılmaz,parçalanmaz aksine Kılıçdaroğlu ile iktidara yürür.

Liderlik açısından  Başbakan Erdoğan’ın karşısında dimdik durabilecek tek lider bence. Zaten İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olunca  sayın Kılıçdaroğlu CHP’nin oylarında müthiş bir patlama oldu. İlk genel seçimlerde Kılıçdaroğlu CHP’yi iktidara taşıyacağını düşünüyorum. Tabi parti de ikiye bölünme olmaz ise.

*** 

Bugün Gazetesi Yazarı Kenan Karcı;


“KILIÇDAROĞLU BAYKAL’IN KOLTUĞUNU DOLDURABİLECEK BİRİ DEĞİL”

1) Ben Kılıçdaroğlu'nun bir mizansenle yola çıktığını düşünüyorum. Kesinlikle Baykal'a rağmen aday oldu görüntüsü bir siyaset taktiğidir. Doğal bir oluşum olmadığı için başarı şansını çok fazla görmüyorum. Deniz Baykal'ın koltuğunu doldurabilecek biri değil. Medyanın pompalamasıyla bu işlerin olmadığını daha önce defalarca yaşadık. Bu şartlarda ne yaparsa yapsın partiyi Deniz Baykal'ın bıraktığı noktadan daha ileriye götürme şansı olduğunu düşünmüyorum. 

2) Kemal Kılıçdaroğlu sadece CHP'nin klişe oylarını alabilir. Ilımlı tabanda oy kaybına sebep olacak bir tercihtir. Sağ seçmenden teveccüh göreceğini düşünmüyorum.

3) Bana göre Tayyip Erdoğan'ın alternatifi olacak bir lider profiline sahip değil. Otokontrol ve iyimserlik konusunda yeterli olduğunu söyleyebilirim. Ama diğer konularda kitlesel enerjiyi harekete geçirecek bir lider olmadığını söylemeliyim.

*** 

Taraf Gazetesi Yazarı Markar Esayan;

“KILIÇDAROĞLU YA BİR EMANETÇİ, YA DA BİR ARA DÖNEM LİDERİ OLABİLİR”

1) CHP'de oyun artık düzde oynanmaya başladı. MYK ve rengini belli eden Sav'ın başını çektiği Kılıçdaroğlu taraftarları arasında ciddi bir çatlama söz konusu. Önder Sav'ın aldığı pozisyon gerçekten ilginçti çünkü kendisi sıkı bir Baykal taraftarı ve partide dinozorları temsil eden grubun başını çekiyordu. Sav'ın yeni dönemde partiden uzaklaştırılacağı da kulislerde konuşulan bir husustu. Belki tam da bu nokta Sav için pozisyon değiştirmesini gerektirdi. Baykal'ın artık geri dönemeyeceği, kasedin devamının geleceği, parti tabanının özellikle muhafazakar Orta Anadolu kentlerindeki teşkilatlarının Baykallı CHP'de yer almayacakları gibi bilgilerle, geleceği Kılıçdaroğlu'nda gören Sav, cesur bir hamleyle, önümüzdeki dönem partide güçlü bir konumda kalmayı garantiledi. Şimdi kılıçlar çekilmiş vaziyette. Buradan Baykalcı daha statükocu bir grup ile Kılıçdaroğlu'nun arkasında duran yenilikçi bir grubun partiyi ikiye böleceği ortaya çıkıyor. CHP uzun zamandır hiç olmadığı kadar heyecan veriyor. MYK'nın Baykal'ın oluru olmadan ona "dön" çağrısı Sav'a da istifa çağrısı yapması söz konusu değil. Kılıçdaroğlu'nun partiyi toplaması için yapması gerekeni, aslında ikinci bölümü olduğu varsayılan kaset görüntüleri yerine getiriyor. Baykal'ın bu nedenle mahcup kaldığı ve ciddi bir çıkış yapamadığı gözleniyor.Bu durumda Baykal taraftarlarının fazlaca bir şansı kalmıyor. Parti Doğal olarak Kılıçdaroğlu'nun etrafında toplanacaktır. Ama orta vadede Kılıçdaroğlu'nun partiyle özdeşleşecek Baykal gibi bir güçlü liderlik yapması zor.

2) Yenilik her biçimde bir siyasi parti için kazançtır. Dünyanın her yerinde parti içi çekişmeler böyle kulis oyunlarına sahne olur. Sorun, CHP'nin değişim için yapabileceklerini AKP'nin zaten yapıyor oluşudur. CHP halktan kopuk, bürokratik devlet sözcülüğünü yaparak, korku siyaseti ile bu günlere geldi. Eğer CHP'nin yeni yönetimi bunu değiştirecekse, CHP artık başka bir şey olacaktır. O da hayırlı olacaktır kanımca. Lakin Kılıçdaroğlu zaten Baykal'ın oldukça başarılı bir biçimde yaptığını yapmaya, CHP'nin statükocu siyasetini devam ettirmeye kalkarsa, Baykal'ın bir karikatürü olur ve Baykal bunu affetmez.

3) Kılıçdaroğlu gündeme getirdiği yolsuzluk dosyaları ile AKP'yi oldukça zor durumda bıraktı ve AKP karşısında sürekli yenik hisseden, CHP'nin müzmin muhalefet partisine dönüşmesini Baykal'a bağlayan CHP seçmeninde bir heyecan yarattı. Yerel seçimlerde de Gürsel Tekin'le birlikte İstanbul Belediye başkanlığı yarışında oldukça önemli bir momentum yakaladılar. Kılıçdaroğlu ancak CHP siyasetinde köklü bir değişiklik yaparsa yeniden aynı momentumu yakalayabilir. Eğer bu kaset komplosunu, böyle demokrat bir CHP yaratmak ve AKP' ile bu şekilde mücadele etmeyi hesaplayarak yaptırırlarsa, yani derin devlet böyle radikal bir strateji değişikliğine gitme kararı almışsa, bu olabilir. Yoksa Kılıçdaroğlu'nun CHP'yi değiştirme şansı da, karizması da, gücü de bence oldukça az. Bu durumda Kılıçdaroğlu ya bir emanetçi, ya da bir ara dönem lideri olabilir. Muhtemelen daha genç bir lider bulunacaktır.

*** 

Birgün Gazetesi köşe yazarı/European Business School London öğretim üyesi  İbrahim Sirkeci;

“BU KÖR DÖVÜŞÜNDE KILIÇDAROĞLU'NUN ŞANSI AZ”

1) CHP çok uzun süredir bir siyasi parti olma kimliğinden uzakta. Siyaset üretme anlamında ciddi bir değişime ihtiyacı var. Atılacak ilk adım partinin ülkenin sorunlarına dair iyi düşünülmüş, uygulanabilir ve inanılabilir çözüm önerileri üzerine kurulu bir program oluşturmasıdır. Bu çerçeve içerisinde diğer partilere alternatif olmaya çalışmalıdır.

2) Kılıçdaroğlu'nun partinin geçmiş başkanları düşünüldüğünde aykırı bir profile sahip olduğu söylenebilir ancak sol politikalar öneren bir parti olduğu dönemlerde CHP'nin başında benzer insanlar olmuştur. "Atatürk'ün partisi" sıfatı CHP'ye yardım eden ayırt edici bir sıfat değil. Bununla gurur duymak ayrı partinin tek varlık sebebi olarak bunu görmesi ve öne çıkarması ayrı. Tüm ülkeyi kucaklamanın iki koşulu var: Birincisi tüm ülkeyi anlamak; ikincisi, tüm ülkenin çoğunun sorunlarına çözümler üretebilmek. Kılıçdaroğlu'nun uygunluğunu ve başarısını belirleyecek olan da bu yönde atılacak adımlar olacaktır. Bir başka siyaset ihtiyacı vardır ve onun da yolu CHP'nin Sosyalist bir parti gibi davranıp dinlemeye ve düşünmeye başlamasından geçer. Yoksa Baykal'ın yerine bir başkasını koymak flört etmekten öteye gidemez.

3) Erdoğan Türkiye'de maalesef çoğunluk olan bir talebe hitap ediyor. Sağda da solda da 'tek adam', 'büyük lider' herkesin sevdiği bir şey. Bu karizma eksenli siyaset potansiyel tehlikeler barındırıyor. Sahiplenilmiş, deneyimle süzülmüş, test edilmiş kuralların ve kurumların yerine iyimserliğine, ihtirasına, oto kontrol ve coşkusuna zar atılan bir "lider" konuluyor. Siyasetin de çoğunlukla gerçek sorunlar ve talepler etrafında dönmediği bir ülkede bu tarz bir siyasi kültür ve sistem risklidir. Kılıçdaroğlu'nun saydığınız bu kriterler çerçevesinde Erdoğan'a karşı şansı çok az. Tunceli-Dersim vakasında ciddi yara aldı ve kendine atfedilen bazı nitelikleri de sorgulanır hale getirdi. Buradan başlayarak özür dileyebilen ve herkesi ciddiye alıp kolektif siyaset üretiminin önünü açan bir vizyon önünü açabilir. Yoksulların, çalışanların ve mutlaka gençlerin önüne bir alternatif koyamadığı sürece bu kör dövüşünde Kılıçdaroğlu'nun şansı az. Karizma meselesinin ötesine geçmek lazım. Erdoğan da sadece karizmasıyla pek bir yere varamazdı açıkçası.

*** 

Birgün Gazetesi Yazarı Mustafa Dermanlı;

“KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN SAKİNLİĞİ EN BÜYÜK KAZANCI.”

1) Bu noktada aldığı kararı tek başına mı aldığı, yoksa Deniz Baykal’ın mı arkadan iteklediği önemli. Şahsi kanaatim Baykal’ın Kılıçdaroğlu’nun bu göreve gelmesini istemesi. Geçtiğimiz hafta yapılan Deniz Baykal – Kemal Kılıçdaroğlu görüşmesi biraz da “el verme” durumunu özetliyor aslında. Bu kan değişiminde öncelikle örgütün ve il başkanlıklarının tepkisi önemli. Kendi içerisinde sorunlu bir başkanlık yarışı CHP’ye zarar verir. Zemini güçlü olmayan bu başkanlığın devamı da güç olur.

2) Kemal Kılıçdaroğlu’nun sakinliği en büyük kazancı. Hitabeti R. Tayyip Erdoğan kadar kuvvetli olmasa da, rakamların dilini iyi kullandığı bir gerçek. Bir önceki seçimde İstanbul’da ve Ankara’da CHP’nin yükselişinin en büyük sebeplerinden biri Kılıçdaroğlu’dur. Sadece bu yeter mi? Tabii ki yetmez. CHP için doğru isim midir? Düşünülür. Belki de en iyisidir. 1,5 yıl sonra göreceğiz. Sırf Deniz Baykal başkan olduğu için CHP’ye uzak kalan bir sürü insan var bu memlekette. Anketler her ne kadar Baykal’ın liderliğinin CHP’nin oylarına olumlu etkisinden bahsetse de, test edilebilir bir duruma ancak şimdi gelebildi durum. Vakit çabuk geçer ve seçimlerde her şey ortaya çıkar.

3) Liderlik vasfı çok önemli bir etken. Fakat Başbakan veya Genel Başkan’ın illa ki de lider vasıflı olması gerekmez. Örgüt ile ilişkiler, dolayısıyla üyelerle ilişkiler çok önemli. Kılıçdaroğlu’nun bu hamlesinin partinin gençlerle kapısını da bir nebze aralayacağını bekliyorum. Kaldı ki bir ikinci hamleyi de Gürsel Tekin’den bekliyor, Kılıçdaroğlu’nun yanında yer alacağını düşünüyorum. Kemal Kılıçdaroğlu portre olarak da doğru bir seçenek aslında. Özellikle gençliğin parti, aitlik ve sistemin sürüklediğinin haricinde bir isim arayışında dürüst ve sakin çizgisiyle olumlu bir katkı sunacağını bekliyorum. Baykal’ın son 3-4 yıl içerisinde MHP ile hem fiziksel hem de siyasi olarak benzeşen yakınlığının ve de fikirlerinin biraz daha ayrıştırılabilir hale geleceğini düşünüyorum.

                                                                      


 

 

YORUMLARINIZ
candan - 24.05.2010 16:38
hiç bir MHPliyim diyen ölse chp ye oy vermez ak partiye verir yine sola vermez belliki şimdiden oy kaygısına düşmeye başlamışlar MHPnin oyunu alamazsınız avcunuzu yalarsınız
Millet - 23.05.2010 02:02
dlkt sen de martaval okuyon be gülüm. Oyunu Kılıçdaroğluna veren senin gibi türkücüdür ülkücü değil!
dlkrt - 22.05.2010 20:46
Bırakın martaval okumayı çıkın milleti dinleyin.Ben ülkücüyüm ama oyum kılıçdaroğluna.Utanın biraz
Recep - 22.05.2010 00:05
Yok arkadaslar kilicdaroglu kellige care olamaz! Obama secildikten sonra saclari agarmaga ve dokulmege basladi. Kilicdaroglunun akibeti daha kotu olur. Kisa surede Gandi gibi kel kalir.

Saka bir yana butun olaylar gibi bu da ABD tarafindan hazirlanan bir tezgah. AKP'nin secimini bir sefer daha garantileyebilmek icin, BOP kapsaminda bir komplo bu. Baykal bunu nasil ortaya cikarabilirim diye kara kara dusunuyor...
ismet kel - 21.05.2010 21:43
saç dökülmesine de iyi geliyor mu bu? herhalde nanoteknoloji ürünü...
Fevzi - 20.05.2010 00:19
Yonetime talip biri, yetenegi olan dogrucu biri secilsin, hangi etnik kokenden mehzepten gelirse gelsin hakeden bu memlekete gercekten hizmet edecek biri secilsin. Ancak, gecenlerde yayinlanan ozgecmisine baktim soke oldum. Basari diye ozgecmisine yazdiklarina bir bakin. Hep hafif seyler.. Ciddi bir basarisi olmadigi icin rakip partide iki milletvekilinin istifa etmesinden kendine kredi almaga calisiyor. Ne enteresan ki Baykal istifa ettikten sonra once aday olmayacagini beyan etmesine ragmen sonradan aday olarak ortaya cikti. Acaba Baykali istifa ettiren olaydan da kendine kredi olarak temin edebilecegi bir rolu olmus olabilir mi diye dusunmege basladim. Sayet boyle cirkefce planlarla gelmege calisiyorsa, bu iste sahsi bir hirsin otesinde baska bir seyler donuyor galiba. Ulkeye genc, dinamik caliskan adamlar lazim perde arkasindan birilerinin sozculugunu yapacak tursusu cikmis bitkin, yilgin, gorunen birinin onemli bir siyasi partiye ve ulkeye ne gibi bir yarari olabilir? Sahsen bu adami ne zaman gorsem saman altindan su yurutmege calisan tipler geliyor aklima.
popeye - 19.05.2010 16:30
bizler hiç bir zaman akıllanmayacagız.Bu bizim genimizde var.Deniz baykala yapılan ilahi bir adeletmi yoksa komplomu yada daha farklı bişey mi.?Bukadarmı ahmakız,bukadarmı algılama sorunumuz var.Kemal kılıçdaroglu daha seçilmeden başbakanlık ve yüzde 40 oydan bahsediyor.buda demek oluyor ki kürt halkının ve alevi halkının destegini almak.İşte film burada başlıyor.deniz baykalın harcanmasıda budur.kürt partisine verilen destegi kırabilmek için kürt asdıllı ve alevi birisine ihtiyaç vardı ve oda bulundu.şimdi o gücü kırmak daha kolay.işçi köylü sosyalizm ezilen halk halkların kardeşligi terimlerini artık daha çok duyacagız.Fakat kürt ve alevi halkının bu oyunlara karnı toktur.yada ben öyle sanıyorum.işte derin devlet bu.acaba ne kadar derinde bir devlet.kemal kılıçtaroglunun aklının yetmeyecegi kadar derindedir bu devlet.....ve bilinen son ..bu filmin sonu herzaman aynı..kılıçdaroglu rüzgarla gelecek ve rüzgarla aşagılara düşecek.Çünkü herkesin bir kullanılma zamanı vardır.şimdi sıra kılıçdaroglundadır.kullanılacak ve miyadı dolunca kaldırılacak .deniz baykal gibi.bekleyelim ve görelim.
Adil - 19.05.2010 13:35
CHP’nin sorunu liderlik sorunu değil zihniyet sorunudur.Kılıçdaroğlu’nun adaylığı
fazla ümitlendirmesin zira halkla barışık olmayan halkın değerlerine saygısız tutum ve zihniyet hala sürmeye devam ediyor.Baykal’ın hatası bu durumun değişmesine ilişkin hiçbir
değişim emaresi göstermemesiydi.Kılıçdaroğlu’nun aynı zihniyetin etkisinde kalacağını
söylemek kehanet olmasa gerek.Zira onu öne sürenlerin başında gelen isme baktığımız zaman
ne demek istediğimiz anlaşılmış olur.Bahsettiğim kişi Önder SAV’dan başkası değil.Halkın inancına saygısız tutumu parti içinde ciddi bir tepki görmemiş aksine sessiz kalınarak ikrar
edilmişti.Önder SAV yine başrollerden birini alıyorsa, ki öyle görünüyor; CHP’nin “İktidara koştuğu” savını öne sürmek mümkün mü?Baykal, Önder SAV’ın skandalı patlak verdiğinde
onu uzaklaştırabilme cesaretini gösterseydi Kılıçdaroğlu’nun o zaman ki açılımı CHP’yi daha farklı bir konum taşıyabilirdi.Şu an her ne kadar birlik beraberlik görüntüsü veriliyorsa da bir süre sonra Kılıçdaroğlu’ nun hazmedilemeyeceği anlaşılıp parti bölünme noktasına taşınabilir veya seçimde büyük oranda bir oy Mustafa Sarıgül’e kayabilir.Bu da CHP’nin artık 3.veya 4. parti olması gibi bir durumu ortaya koyabilir.Tereddütler ortadan kalkıp durum berraklaştığı zaman CHP’den istifalar görülebilir.İl ve İlçe teşkilatlarının durumu şu an birlik beraberlik görüntüsü verse de yarın aynı görüntünün devam edeceği kuşkulu...
Bu görüntünün değişmesini sağlamak ancak birleştirici, halkın değerlerine saygılı bir başkasının otoritesi altında değil ama kendi egemenliğini adaletli bir şekilde hakim kılabilecek bir adayla mümkün olabilir.Yoksa Kılıçdaroğlu nun Genel Başkanlığı Önder SAV’ın arka plandaki gizli başkanlığından ibaret olacaktır.Önder SAV CHP’yi nerelere götürebilecekse Kılıçdaroğlu’da oraya götürecektir.
Nazım Karcı - 19.05.2010 12:40
Zaman Gazetesi yazarı Ali Ünal'ı görüşleri ciddiye alınmalı derim. Planlar o doğrultuda gibi.
Ebru Eğinlioğlu - 19.05.2010 12:07
Hülya hanım çok gerçekçi ve aydınlatıcı bir analiz hazırlamışsınız. Teşekkürler.
kazim hür - 19.05.2010 10:23
bir ezilmişlik bir içe kapanıklık var sanki. partiyi ve misyonu kaldırabilirmi bilmiyorum. beyaz türklere dikkat.
kazim hür - 19.05.2010 10:13
bir ezilmişlik bir içe kapanıklık var sanki. partiyi ve misyonu kaldırabilirmi bilmiyorum. beyaz türklere dikkat.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1

Share on Facebook