Bugün yazıma karanlık sokakların dip köşelerinde kalmış "Sokak İnsanları'ndan bahsetmek istiyorum.
Evet bunlar sadece sokak çocukları değil! belkide koca bir ömürleri sokakta geçmiş ancak bugün büyümüş ve koca birer insan olmuş sokak adamlarından söz etmek istiyorum.
Tabiki bunların içinde çaresiz kadın olanlarıda var ancak erkekleri de gözardı etmemek lazım çünkü bizim toplumda kronikleşmiş bir anlayış bir klişe var "Erkek Ağlarmı?" evet üstelik kocaman bir evet ERKEKLERDE AĞLAR...
Hiçbir yere sığmayan bu koca erkeklerin yüreklerinde o kadar acı ve dram var ki; yaşadıkları sokaklarda gördükleri bin türlü çileği küçücük yüreklerine sığdırmayı bilmişlerdir. Ne yazık ki, biz onlara ne inandık ne güvendik ne de onları içimize sokmayı başarabildik.
Çocuk esirgeme kurumu ve benzer yuvalarda bizlere emanet edilen minicik yavrularımıza sahip çıkmasını beceremedik ki, bu koca adamlara sahip çıkalım onları içimize alalım, yüreğimize sokalım ve öyle yaşayalım.
Şimdi yine karakış kapıda! başta İstanbul olmak üzere yurdun dört bir yanında yaşayan bu zavallı sahipsiz biçare insanların korkuları daha da artmakta...
İşte endişeli bekleyiş yine başlamak üzere... zaten sabaha kadar kapanmayan gözleri şimdi bir çare arayışlarına dönüştü acaba bir yardım eli gelirmi? gelirse nereden?
Biz onları bazı geceler görürüz, bazende hiç göremeyiz. Fakat onlar yaşadıkları sokaklarda çok şeyler görürler.
Çok tuhaftır ki; biz onlardan korkarız onlarda bizden!
Soğuk geceleri barınmaya çalıştıkları hastanenin acil bölümü başta olmak üzere, otogar terminali ve tren garlarında bulunan yolcu bekleme salonlarından dahi acımadan sokağın derin karanlığına ve soğuğuna atlılan bu koca adamlara kim sahip çıkmalı? veya çıkacak?
Artık belediyelerin "Günü Kurtarma" operasyonu sorunu çözmüyor. 2010 Avrupa Kültür Merkezi olan İstanbul başta olmak üzere, diğer tüm belediyeler bu koca soruna koca bir el atmaları ve STK eşliğinde Devlet Babanın kapısını çalmalı...
Çünkü artık karakış kapımızı çalmadan!
Keşke demeden! dünyada yüzümüzü kızartacak manzaralar ortaya çıkmadan insanlık dramı yaşanmadan... yüreğimiz yanmadan...
Onlara sahip çıkalım.
Yazımı sonlandırmadan önce Başkent'e yani Ankara'ya Ulaştırma Bakanına buradan çağrı yapmak istiyorum. Her ne kadar güvenlik gerekçe gösterilse de, gece saat 12'de kapanan Ankara Tren Gar'ındaki yolcu bekleme salonunda yolcular dahil hemen herkes neden kapı dışarı ediliyor?
Sayın Bakanım lütfen bunu TCDD Genel Müdürüne sorarmısınız?
Biz yine karanlık sokaklarda korkmadan, yılmadan dolaşmaya devam edeceğiz.
Üstelik yurdun dört bir yanını...