Erkeklerin kadınlara bakış açısında çok ciddi sorunlar var. Sosyal hayatta karşılaşılan sorunların temel nedeni kadına bakıştaki bu yanlışlıklardır. Toplumları derinden sarsan aile içi sorunların, evlilik sorunlarının, ahlak sorunlarının ve insanlığın yüz karası töre sorununun altında yine bu yanlış bakış açısı yatmaktadır. Erkeklere göre kadınlar, "faydalanılması gereken zavallı yaratıklardır" Erkek dindar da olsa laik görüşlü de olsa bu bakış açısı değişmemektedir.
Geleneğin ve modernitenin bize sunduğu imaja göre kadın; ya ev işlerini gören ve çocuk büyütendir ya süs eşyası ve reklâm malzemesidir ya cinsel metadır ya da "ikinci maaş"tır. Genel anlamda kadına bakışımız maalesef budur. Aldığımız eğitim ve diplomalar bu bakışı değiştiremiyor, değiştirecek gibi de görünmüyor.
Bu bakış açısı ister istemez kadınlarımızı ve kızlarımızı da etkiliyor ve onlar da kendilerini erkeklerin görmek istedikleri gözle görmek istiyorlar. Kişilik ve karakterlerini erkeklerin bakış açısına göre biçimlendirmek zorunda kalıyorlar. Bütün bunların üzerine medya, diziler, reklâmlar ve kozmetik sektörünün vermek istediği kadın imajını da eklediğimiz de her şey tas tamam oluyor.
Peki, kadın gerçekten böyle mi?
Tabii ki hayır! Erkekler, özellikle de Müslüman erkekler, kadınlara “Nimet” gözüyle bakmak zorundadır. Bu bakış açısı toplumdaki kadın, aile, çocuk, ahlak gibi sorunları temelden çözecektir. Zira bizim inancımızda nimete saygı esastır. Nimete saygı Allah’a saygıdır. Nimete saygı imanın özüdür. Nasıl ki ekmeği nimet olarak görürüz ve yere düşse, kirlense bile onu alır temizler, öper başımıza koyarız işte kadın ve kızlarımız da bu gözle baktığımız da hem onlar bizim gözümüzde hak ettikleri gerçek yere gelecekler hem de kendilerini değerli hissedecekler ve o değerin ağırlığını koruyacaklar ya da en azından korumaya çalışacaklardır.
Böylece kadın ve kızlarımız gözden düşmekten, sokağa düşmekten korunacaklar, düşseler bile ekmek gibi temizlenip öpülüp başa konulacaklar ve tekrar kazanılacaklardır. Zaten ister erkek olalım ister kadın, her şeyden önce karşımızdaki insana “Eşref-i Mahlûk” yani “Yaratılmışların en şereflisi” gözüyle bakmak zorundayız. İnsana saygı kendimize saygıdır. İnsana saygı duymayanlar aslında kendisine saygı duymuyordur! Zira Allah, insanı "Eşref-i mahlûk" yani "Yaratılmışların en şereflisi" olarak yaratmıştır. Başkalarına saygı duymayanlar kendilerini "Eşref-i mahlûk" olarak görmüyordur!
Kâinatın iftihar tablosu Hz. Muhammed (s.a.v) bu konuda bize en mükemmel ve en tartışılmaz örnektir. Gerek geleneğe ters düşüp toplumdan soyutlanmamak gerekse İslam’ı yaygınlaştırmak için yaptığı evliklerdeki eşlerini hiçbir zaman üzmemiş, kırmamıştır. Bu nasıl bir şefkat nasıl bir merhamettir ki eşlerinin hepsinin de övünç kaynağıdır. Eşlerinin hepsi de ondan memnundur. Hz. Muhammed onlara her zaman nimet gözüyle bakmıştır. Bir babanın kızına duyduğu şefkatle bakmıştır. Onlara hak ettikleri değeri vererek peygamber eşi olduklarını her zaman hissettirmiştir.
Kadına saygı konusunda insanlık tarihinde verilebilecek en mükemmel en harika en olağanüstü örnek Peygamber Efendimizin, kızı Hz. Fatma geldiği zaman ayağa kalkarak O’na gösterdiği saygıdır. Hz. Muhammed kızına niçin böyle davranmıştı? Zira “O” kadını her şeyden önce Allah’ın verdiği nimet olarak görüyordu. Diğer önemli sebebi ise Hz. Fatma peygamber neslini devam ettirecek, Ehl-i Beyt’in annesi olacaktı. Fatma’ya verilecek değer peygamber soyuna verilecek değerdi. Ama ne kadar hazindir ki Peygamberin ümmeti olmakla övünecek Müslümanlar peygamberden sonra üstünlüğü, “soylarını devam ettirecek üstünlüğü” kızlarından alıp erkeklere, oğullarına vermişler, erkek doğurmayan kadını horlamaya ve insandan bile saymamaya başlamışlardır.
Şimdi hepimizin kendimizi hesaba çekmesi gerekiyor. Kızına saygı için ayağa kalkan eşlerini hiçbir zaman üzmeyen, eşlerinin övünç kaynağı Hz. Muhammed nerede, o eşler, o kızlar nerde, bizler nerdeyiz?
Evet, kadın bir nimettir. Su gibi hava gibi toprak gibi güneş gibi hayat gibi nimet!
Ninemiz, annemiz, eşimiz, kızımız, kız kardeşimiz, halamız ve teyzemiz olan kadına, öpüp başımıza koyacağımız nimet olmanın ötesinde başka bir bakışla nasıl bakabiliriz ki?
Erkeğin kadına değer vermesi her şeyden önce erkeğin kendi değerini yükseltecektir. Değerli olan başkalarına da değer verir. Başkalarına verdiğimiz değer aslında kendi değerimizdir. Biz karşımızdaki insanları yücelttikçe kendimiz de yücelir, alçalttıkça kendimiz de alçalırız. İnsanları yücelttikçe toplum da yücelecek, alçalttıkça da toplum alçalacaktır.
Takdir edersiniz ki sorun sadece kadın sorunu değildir. Kadını değersiz olan bir toplumun erkeği nasıl değerli olabilir ki? Erkeğin kadına nimet olarak bakması gerektiği gibi kadının da erkeği nimet olarak görmesi gerekir. Aksi halde toplumda surunlar hiçbir zaman bitmeyecektir. Aslında sorun kadın ya da erkek sorunu değil insan ve insanlık sorunudur.