Gençlik yıllarımda Mehmet Balas ile evli olmanın avantajlarını entellektüel elitin içine girerek yaşadım.Nadir bey, Berin Hanım, İlhan Selçuk, Çetin Altan, Ali Ulvi, İsmail Cem gibi bu cevrenin sanatçıları da, hatta işadamları da dostumuz oldu.
Giderek bu çevre bölündü.. Ortamı ilk bırakanlar tabi işadamları oldu, ama Vehbi bey hiç bırakmadı. Nejat Eczacıbaşı da ışığa yönelik biriydi. Sakıp Sabancı ileri adım atmaya çalışan dost insandı.
Okumuş yazmış çevre ise merkeze Cumhuriyet Gazetesini alarak, bir anlamda onun üzerinden bölündü. Madonoğlu hareketi bölünmeyi keskinleştirdi. Cunta işçileri farklılaştı. Diğer yanda serbest pazarcı, dünyalı özgürlükçü, düşünceler geldi. Kemalist ideoloji Atatürk den farklılaşdı. Buradaki ayrışmayı anlatmak güç oldu..
Elitist, devletci, militarist, darbeci düşünceler alttan üstten sürdü. Bugünlere geldik. Keşke toplum bizim gençlik yıllarımızda olduğu gibi dostça ayrışıp, birleşseydi. İlhan Selçuk'un ölümüne içten yandığımız gibi ortamlar sürseydi.
Öyle olmadı... Devleti sevenler, halkı sevmemeye, onların yaşam tarzlarına bile izin vermek istememeye kalktılar. Halk çocukları Demokrasi ile iktidara geldiler. İrtica manşeti çok uzun gündemlerde sürdü..
Şimdi irtica falan yok. Türban da önemli değil. Ama bu ayrışma kalitesiz tartışmalarla sürüyor. Bu da yetmiyormuş gibi şehit kanları ile süsleniyor. Ne barış çağrısı ses getiriyor, ne uzlaşma türküsü..
Herkes şehit kanları ile yıkanıyor.
Ve biz çok sevdiğimiz dostumuza veda ediyoruz.. Gerçekten zor birgün.