Her zaman iyice düşündükten ve konu hakkında detaylı bilgi edindikten sonra yazmayı tercih ederim.
Bu bana her zaman Sayın DEMİREL'in bir sözünü hatırlatır.
"Önceden soyunup mindere çıkan pehlivan tuş olur, sırtı yere gelir, göbeği gök kubbeyi görür."
Artık bu yazıdan sonra sırtımız yerimi görür, göbeğimiz gökkubeyimi görür, yoksa gözlerimiz demir parmaklıklarımı görür onu bilemem...
Veya ellerimiz "Domuz Bağı" bedenimiz kara toprak mı? görür bu çokta önemli değil!
Son günlerin birinci öncelikli konusu 102. maddeye istinaden tahliye olan HizBULlah ve diğer tutuklular. Ancak bizim konumuz HizBULlah çünkü, diğerleri bizi pek ilgilendirmiyor en azından şimdilik ilgilendirmiyor.
Ta ki; gün gelirde bir yerden herhangi bir kokusu çıkıncaya kadar!
Neyse en azından şimdilik bir tesellimiz var.
Peki HizBULlah sanıkları 10 yıldır neden yargılanmadı? cevap hazır: yargılandı; ancak dosyaları yargıtaya gitti orada "İş Yoğunluğu" nedeniyle sonuçlanamadı!
Şimdi burada ben hem YARGITAY cephesini hemde İKTİDAR cephesini samimi ve inandırıcı bulmuyorum.
YARGITAY: Efendim bizim yapacak fazla birşeyimiz yoktu kanun böyle emrediyor bizde bunu yani var olan kanun maddesini uygulamak zorunda kaldık.
İKTİDAR: Efendim işlerine gelen dava dosyalarını jet hızıyla sonuçlandırıyorlar.
Örneğin: Sincan Hakimi Sayın Osman KAÇMAZ...
Şimdi ben Yargıtay'a şunu sormak istiyorum bu davalar sıradan bir dava dosyası değil! kamuoyunun yakından takip ettiği, hatta kamu vicdanını ciddi şekilde yaralayan çok çok özel dava dosyaları, neden bunları 10 yıl beklettiniz?
Siz boş verin "İş Yoğunluğu" dosya çokluğu savsatasını! eğer isteseydiniz fevkalede bu dosyaları bağlardınız. Hemde bal gibi bağlardınız.
Nasıl mı? hiçbir şey olmasa dahi fazla mesai yaparak bu dosyalar bağlanırdı.
Siz bu konuda gerçekten samimimisiniz? peki söyleyin bu konuda ne gibi bir girişimde bulundunuz? Adalet Bakanlığı'na müracaat ettiniz mi? Başbakanlığa müracaat ettiniz mi? gerekli personel, bilgi, teçhizat donanım talep ettiniz mi?
HAYIR...
Çünkü bunları yapmak azminde değilsiniz... bunu yapmaya muktedir değilsiniz.
Yapacağınız iş çok basit... fazla mesai ve cumartesi çalışması ile bu iş çözülecekti.
10 Yıl boyunca her gün iki saat fazla mesai yapılsaydı ve birde cumartesi günü çalışması olsaydı bu böyle olmazdı.
Ancak ne mümkün biz halâ devlet zihniyetinden kendimizi kurtaramadık.
Siz ve diğer üyeler mutlaka böyle bir çalışmadan imtina etmezdiniz ancak sizin meşhur kalemleriniz eminim ki, buna razı gelmezlerdi.
Saat 16:30 olunca kalemde kimsecikler kalmaz! Ankara rüzgârı esiyor...
Kafa aynı kafa devlet BABA...
Gelelim İKTİDAR Cephesine...
Sekiz yıldır tek başına iktidarda olan bu hükümet neden 102. maddeyi değiştirmedi?
Aklına estiği zaman, aklına gelen kanunu çıkarmakta pekte istekli olan AKP Hükümeti, neden bunu düşünmedi? ilgili bakanlığa bağlı binlerce bürokratlar bunu hiç düşünmedimi?
TBMM'de sadece vaktinin büyük bir bölümünü uyumakla geçiren ve başbakan ne derse desin, ne gösterirse göstersin büyük bir coşku ile alkışlayan sayın vekiller bunu hiç hesaplamadımı?
Daha çok yakında anayasa değişikliği paketi hazırlayan bu iktidar neden bu maddeyi değiştirmedi?
Şimdi yasası bunlara, tasası basına kaldı! acaba HizBULlah nerede?
Bence HizBULlahın nerede olduğu çokta önemli değil...
HizBULlah kimin yanında?
HizBULlah PKK'ya karşımı kuruldu, yoksa PKK ile İşbirliğimi yaptı/yapıyor/yapacak?
İşte asıl bunu çözmemiz gerekiyor.
Zira geçmişte birşey yapamadık bari bundan sonra yapalım.
Yoksa HizBULlah İran'damı? Suriye'demi? bu çokta önemli değil...
Biz halâ dostumuzu düşmanımızı öğrenemedik se...