Her şey sürekli bir değişim içerisinde iken önemli olan bu değişime katkıda bulunmak ve hatta değişimin başladığı nokta olmaktır. İster kişisel ister memleket bazında olsun dinamiklerimizi değişim ve değişim içerisinde ilerleme, yükselme amacına hizmet etmek için kullanmak mecburiyetindeyiz. Aksi taktirde karşılaşacağımız şey hazin bir son olacaktır.
Bakınız, memleket olarakta büyük bir değişimin içindeyiz. Değişim iyidir yada kötüdür orası sizin bakış açınıza kalmış ancak kesin olan bir şey var ki bu memlekette bazı şeyler değişiyor. İlk göze çarpan değişimlerden birisi Türkiye' nin küresel rolü. İran konusunda arabuluculuk, ABD' nin Ortadoğu' dan uzaklaştığı şu günlerde Rusya ile stratejik ortaklık, teröre destek veren devletlerden sadece Almanya ve Fransa' nın desteğini sürdürmesi, diğer Türk devletleri ile yakın temas, komşular ile sıfır sorun politikası, Azeri kardeşlerimiz ile daha sıkı birliktelik ve daha bir çok olumlu gelişme yaşanıyor.
İçeride ki değişimler ise bizlere aslında biraz daha detaylı ve çok farklı bakış açılarını barındırabilecek bir tablo sergiliyor. Daha fazla demokrasi isteyenler demokratikleşme için çaba verenleri mecliste tek bırakıyor. Darbe maruzları darbe anayasasının taraftarı oluyor. Sadece terör sorunu için kurulmuş ırkçı ve bölgesel bir parti terör sorununun çözümlerinden kaçıyor.
Kısacası içeride ve dışarıda baş döndüren bir değişim sürecindeyiz. Bu süreci ''iktidar yönlendiriyor'' demek pek mümkün değil açıkçası. Çünkü iktidar partisi bile bu değişimin içinde yer alıyor. İktidar partisi kendi içinde sürekli değişiyor, değiştikçe değiştiriyor. Türkiye olarak değişiyor ve Türkiye olarak doğruluyoruz. Şimdi asıl nokta sokaktaki vatandaş olarak bizim rolümüz.
Bu değişim sürecinde biz ne yapacağız? Dinamiklerimizi neye harcayacağız? Bilhassa genç arkadaşlarıma sesleniyorum. Türkiye' ye hizmet edebilmek için ne düşünüyorsunuz? Memleket olarak hepimiz genciz, koşuşturacak gücümüzde var. Bu gücümüzü neye sarfedeceğiz?
Değişime, demokrasiye, memlekete sarfedeceğiz. Ama nasıl? Liderlerin(!) ortaya çıkan porno filmlerinin peşinden koşarak değil. 1927 yılından bugüne kadar o köhnemiş zihniyet sahiplerinin ''demokrasi ve değişim'' hikayeleri ile oyalanarak değil. Gandi' lerle gundilerle bu iş olmaz.
Avrupa' da demokrasi nasıl işliyor? Venedikte yargı ne durumda? Ortaasya' da kardeşlerim ne halde? Nükleer enerji için memleketin konumu ne? Komşularım benim düşmanım mı yoksa ortağım mı? Ortadoğu' da ne yapabilirim? Terörü nasıl kurutabilirim? Avrupa' nın önde gelen bir üniversitesine nasıl sahip olabilirim? Bunları düşünelim, bunlara kafa yoralım.
Tüm dinamiklerimizi ''Hey, millet gelin siyasilerin pornosunu izleyelim. Sonrada bir gundinin liderliğini izleyelim.'' cümlesine harcarsak değişimi ıskalar, olduğumuz yerde sayarız.
SORUN:
Değişime inat küflenmişlik
ÇÖZÜM:
Küflenmişliğe inat değişim
anadolu_yurdu@hotmail.com