Okul dönemlerime denk gelip de izleyemediğim ve dünyada büyük yankı bulan EL Clone (Aşkın Peşinde) dizisi özel bir TV kanalı aracılığıyla yeniden ekranlarda.
Dizinin senaryosu pembe dizilere nispetle daha farklı. Sıra dışı.
Dizide, aşkın dışında farklı iki kültürün inanç sistemi, insanların birbiriyle olan alışverişleri ve yaşam tarzları irdeleniyor.
Dini mesajlar veriliyor. Hem de tıpkı Müslüman Arap ülkelerindeki gibi
dini mesajlar orijinaliyle birebir.
Sık sık kader konusuna değiniliyor.
Dizide, kişinin elinden geleni yaptıktan ve mesuliyetlerini yüklendikten sonra kaderin cilvelerinin bir bir vuku bulacağı vurgulanıyor.
Hemen hemen her şey bire bir gerçek yaşamın kopyası.

Arapların kültürü ve Arapların evlerinde yaşadığı eğlenceli yaşantıları, kendilerine has dansları ve Fas sokakları sizi alıp adeta o beldeye götürüyor.


Miami’nin eğlenceleri ve orada doğup büyüyen insanların Müslümanlarla olan diyalogları, dizinin dikkat çekmesini sağlıyor.
Bu dizi için Hıristiyan ve Müslüman camiasının buluşma noktalarından biri de diyebiliriz.
Dizide Arap ve Hıristiyan adetleri yan yana.
Dizi her bölümüyle ibretler çıkarılacak cinsten.
El Clon, kendi sorunlarını halledemeyen anne babaların evlatlarının ne derece bunalıma girdiğini ve bulundukları boşlukta ne tür alışkanlıklar edinebileceğinin altını çiziyor.
Din baskısının çocuğa etki etmeyeceğini vurgulayan dizi,
baskının çocukların ahlaki dejenerasyonlarını hızlandıracağını hatırlatılıyor.
Çünkü yasaklar tatlıdır! Çocuğa baskıyla ne yasaklanırsa o şey daha fazla ilgisini çeker.
Tıpkı biz yetişkinlerde olduğu gibi.
Buna; azar azar verilen narkozla birden ve büsbütün verilen narkozun göstereceği etkileri örnek verebiliriz.
Kısaca 11-19 yaş psikolojisi ve aile birliği açısından, hem de dini motifler bakımından pek çok ders çıkarılabilecek bir dizi El Clon..
İkinci kez yayınlanmasına rağmen ülkeleri kasıp kavurması da, belki bu yüzden…