Son Haberler
24.05.2012 Perşembe 03:36
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Eğitim-İş: Karnelerdeki kırık notlar eğitim sistemine verilmiş notlardır
Eğitim-İş genel Başkanı Veli Demir, "Öğrencilerin karnelerindeki kırık notlar sadece kendilerine ait değil, eğitim sistemine ve Milli Eğitim Bakanlığı'na(MEB) verilmiş notlardır" dedi. 20.01.2012 12:44

 ANKARA (ANKA) - Eğitim-İş genel Başkanı Veli Demir, "Çocuklarımız öğrenmeye değil, sınıf geçmeye ve evlerine zayıfsız bir karne götürmeye koşullanmış durumdalar. Dolayısıyla öğrencilerin karnelerindeki kırık notlar sadece kendilerine ait değil, eğitim sistemine ve Milli Eğitim Bakanlığı'na(MEB) verilmiş notlardır" dedi.
Demir, yaptığı yazılı açıklamada, kırık not bulunan karnelerin tamamının Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e ait olduğunu belirtti. 2011-2012 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı eğitim bakımından kaybedilmiş bir yıl olduğunu savunan Demir, şunları ifade etti:
"Bakanlık, uygulamalarıyla milli eğitimden bilim ve pedagoji ile ulusal değerleri kapı dışarı etmiş, MEB adeta Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı bir birim haline getirilmiştir. Öğretmenleri yetersiz görerek hizmet içi eğitime almak isteyen bakanlığın, öncelikle kendi görev ve sorumluluklarını gözden geçirmesi gerekmektedir. Bugün ülkemizde eğitime ve eğitimden sorumlu kurum ve kuruluşlara yönelik ciddi bir hükümet müdahalesi vardır. Ancak bu müdahaleler, somut gerekçelere değil, çoğunlukla propagandaya dayanmaktadır. Oysa okullar, öğrencilere eğitimin yanı sıra toplumsal değerlerin kazandırıldığı yerlerdir. Ancak bugün daha çok dinsel bir propaganda ve mezhebe dayalı ayrıştırma amaçlı yönlendirmeler, eğitimi amacından saptırmaktadır. Eğitim, ideolojik bir araç konumuna indirgenerek, daha okul sıralarında bireyin kontrol edilmesi ve siyasal iktidarla uyumlaştırılmasına hizmet eder hale getirilmek istenmektedir."

-"EĞİTİMDE DİNSELLEŞTİRME ÖN PLANA ÇIKARILMIŞTIR"-

Eğitim uygulamalarında pedagojik ve bilimsel ölçütlerin dikkate alınmadığını, eğitimin siyasi hesaplaşmanın arenasına dönüştürüldüğünü vurgulayan Demir, "Yönetmelik ve genelgelerle üniversiteye girişte kullanılan katsayı uygulamasına son verilmesi, Kur'an kurslarına katılımda yaş sınırının kaldırılması, Arapçanın 4. sınıfa kadar inerek seçmeli ders haline getirilmesi ve ergenin din eğitimi, "Haydi çocuklar, umreye' gibi projelerle eğitimde dinselleştirme ön plana çıkarılmıştır" dedi.
Siyasi iktidarın, geçmişle hesaplaşma adına zorunlu eğitimi "1+4+4+4" şeklinde kesintili hale getirerek, İmam-Hatip liselerinin ortaokul kısmını yeniden açmak istediğini kaydeden Demir, kız ve erkek öğrencilerin ayrı sınıflarda okutulmasına zemin hazırlandığını öne sürdü. Cumhuriyetin en köklü kurumlarından olan MEB'in, cumhuriyetin tasfiyesinde araç haline getirildiğini belirten Demir, şunları ekledi:
"Eğitim çalışanlarının, öğrencilerimizin, velilerimizin büyük umutlarla ve coşkuyla başladıkları 2011-2012 eğitim-öğretim yılı, daha tamamlanmadan beklentilerin kabusa, umutların karamsarlığa dönüştüğü bir sürece girmiştir.
2012 yılında kamu çalışanlarına bütçede öngördüğü yüzde 3'lük sadaka zammını bile çok gören bu hükümetin; cumhuriyetin tasfiye sürecinde, Atatürk'ün yeni nesli emanet ettiği, cumhuriyeti korumakla görevlendirdiği öğretmeni hedef alması tesadüf değildir. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 400 bin civarında atama bekleyen ve 60 binden fazla ücretli öğretmen varken, 2012 yılında ne kadar öğretmen atanacağını da hala tam olarak açıklamamıştır.
Bugün devletin okullarda dağıttığı kitaplar politik amaçlara hizmet eder hale gelmiştir. İçerik yönünden yetersiz, bilimsel olmaktan uzak ve yandaş firmalara hazırlatılan kitaplar, öğrencilere en temel bilgileri bile verebilecek nitelikte değildir. Dolayısıyla öğrenciler ek kaynaklara yönelmekte, bu da ekonomik açıdan velileri sıkıntıya sokmaktadır.
Okullarımızda resim, müzik gibi sanat derslerinin haftalık ders saatleri düşürülmüştür. Bir resim ya da müzik öğretmeni maaşını hak edebilmek için 3-4 okul gezmek durumunda bırakılmaktadır. Genel anlamda sanata değer vermeyen ve sanatı eğitimden dışlayan bir anlayış hakimdir. Sanat eğitimini almayarak, estetik değerlerden uzak yetişen öğrencilerimiz, sanatın kazandırdığı olgunluk ve incelikten, ruhsal terbiyeden yeterince yararlanamamaktadırlar. Bu durum da okullarda şiddet ortamının doğmasına zemin hazırlamaktadır."(ANKA)
(AYÇ/ÖMR)

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.