Dönüp dolaşıp aynı konu ile ilgili yazdığımı biliyorum. Halledemedik çünkü. Kadın sorunundan söz ediyorum. Aslında insanlığın sorunu bu. “Yüzyıllar boyunca halledilememiş, sen mi halledeceksin?” dediğinizi duyar gibiyim. Ben halledemeyeceğim belki, ama gündemde tutmak da benim meselelerim arasında. Ben susarsam, siz susarsanız bu sorunun üstesinden gelinmez. Oysa çözüm bekleyen meselelerimizin en başında geliyor.
Körü körüne bir fikre saplanmak kadar insanı körelten bir şey yoktur. Hep aynı pencereden bakarsınız sorunlara. Baktığınız pencere küçük ve dardır. Sizin gibi düşünenlerin yorumlarını okur, dolayısıyla kendi düşüncelerinizin vazgeçilmez olduğunu perçinlersiniz. Herkes böyle yapınca kimse birbirini dinlemez. Boş yere kürek çekmiş olursunuz.
Bize yıllarca “o sapık görüşlü, onun kitabı okunmaz, onun görüşleri insanı dinden çıkarır” diye birçok kişiyi yasaklı ilan ettiler. Sonradan açıp okuduğumda o insanların da İslam üzerine kafa yorduklarını ve derin araştırmalar yaptıklarını gördüm. Sapık sayılacak bir görüşleri de yoktu. Sadece farklı düşünceler içeriyordu ve biz bunlara yabancıydık.
Kadın konusunda sadece geleneksel İslamcı düşüncenin eserlerini okumuşsanız, Yüce Yaradanın erkek kullarına ciddi bir torpili olduğunu hemen fark edersiniz. Birçok hadis vardır, zincirin içerisinde “müdellisler” olduğu halde sahih hadis kitapları arasında yer alır. Sebebi nedir, niçin böyle olur, bilemem. O konu, hadis âlimlerimizin derinlemesine inceleme yapması gereken bir konu. Bize yansıyan kısmı “Peygamberimiz böyle söylemiş, inkâr mı ediyorsunuz?” kısmıdır.
Allah’u Teala, sadece Kuran-ı Kerimi kıyamete kadar koruyacağını söylemiştir. Hadislerle ilgili böyle bir garantimiz yok. Dolayısıyla günümüze kadar gelen hadisler tam da peygamberimizin sözleri olmayabiliyor. Bunu en iyi Kuran’a bakarak ve Peygamber efendimizin hayatına bakarak anlayabiliyoruz. Evet, biz âlim değiliz, bunu naçiz aklımızla anlayabiliyoruz. Allah’ın biz kullarına verdiği ve kullanmamız gereken aklımızla.
Öyle bir örnek olmuş ki Peygamber efendimiz, okuduğumuzda şaşırıp kalıyoruz. Kendi hanımlarına, çocuklarına, sahabe hanımlarına davranışlarına baktığımızda, onun yüceliğini anlayabiliyorsunuz. Kuran’ı kendi hayatında yaşatarak biz ümmetine örnek olduğunu anlayabiliyorsunuz. Sonra, öylesine bir hadis çıkıyor ki karşınıza, “yok” diyorsunuz, “bunu benim peygamberim söyleyemez”. Gerçekten de araştırdığınızda bu hadislerin silsilesinde sorunlar bulunduğunu görüyorsunuz. Zaten Kuran-ı Kerim’le de çelişen yanları vardır.
Evet, Kuran-ı Kerim’de bize bildirilen, kadın ile erkek Allah’a kul olmaları açısından birbirlerine üstünlükleri yoktur. Üstünlükleri ancak Allah’a yakın olmaları ve yaptıkları ibadetlerle ölçülecektir. Bunu da bizler bilemeyiz. Öte yandan tabii ki, kadın ve erkek eşit değildir. İki farklı cins, iki farklı ruh, iki farklı beden nasıl eşit olabilir ki? Birinin diğerinden üstün veya noksan olduğu yönler vardır. Bunun ne olduğunu anlamaktır asıl mesele. Üstünlükler ve eksiklikler nerede başlar, nerede biter bunu bilmektir asıl mesele.
Bizim din âlimlerimiz herkesi kendileri gibi bilmişler herhalde. Mesela bir ayeti açıklarken “üstünlük” kelimesinin içeriğini yeterince açıklamaya gerek duymamışlar. Belki onlar peygamberin hayatını bizzat örnek aldıkları için, kendi eşlerine karşı uyum içinde olabilmişler. Cahil halkın üstünlük deyince ne anlayabileceğini düşünememişler. Kuran’da geçen “üstünlük” kavramının, bazı cahil erkekler tarafından bizatihi krallıklarını ilan etmek anlamına gelebileceğini bilememişler.
Kadın itaatkâr bir ruh haline sahip olduğu için bu zamana kadar bu şekilde idare edilmiş. İdare edilmeyen kadın şirret olarak isimlendirilip, zaten cezası kesilmiş. Oysa şimdi farklı bir çağda yaşıyoruz. Yaşadığımız çağı inkâr etmeye çalışmanın bir anlamı yok. Bu çağa göre kadını ve erkeği anlamaya çalışmaktır en doğru olan. Fıkıh kitaplarında hala “kuyunun suyu nasıl temizlenir?” bahislerini okumanın anlam ve ehemmiyetinin kalmadığı gibi.
Neden çekiniyoruz yeni durumlar üzerine konuşmaya? Yanlış yapmaktan mı korkuyoruz acaba? Peygamber (s.a.v) zamanındaki kadınlar gibi iplik eğirmeyi öğrenemedik diye suçlu mu hissedeceğiz kendimizi? Kuran sadece o döneme mi inmiştir? Allah cc bizim yaşayacağımız çağı bilmiyor muydu? Neden tutuldu kaldı âlimlerimiz?
Herkeste bir kafa karışıklığı almış başını gidiyor. Bu konuda kafa yormuş insanların artık bir araya gelerek yeni araştırmalar yapmaları lazım. Tarihi antik çağlara uzanan kalıp yargılarla kadınları şekillendirmek yerine, zamanın şartlarına göre Allah’ın ayetlerini okuyup yorumlamalarını bekliyorum.