Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
Bir dindar nesil tartışması aldı başını gidiyor. Malum medyanın dinozorları kıyameti koparıyorlar. Efendim Başbakan nasıl olur da “dindar nesil istiyoruz” dermiş. İnsanlar Marksist olsun, faşist olsun, kapitalist olsun, Kemalist olsun, ateist olsun hiçbir mahzuru yok ama sakın ha dindar olmasınlar. Çünkü dindar görünce nevri dönenler için dindarlık çok tehlikeli bir meziyet… Geçen hafta Başbakan Tayyip Erdoğan İmam Hatip Liselerine uygulanan katsayı adaletsizliğini kaldıran yasaya CHP’nin karşı çıkmasını eleştirirken; “Biz muhafazakâr demokrat bir parti olarak dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz.” diyerek tartışmanın fitilini ateşlemişti. Devletin din kurumunu resmi ideoloji tornasına sokmak için şimdiye kadar birçok çabasına şahit olduk. Dinde reform girişimlerini gördük. Ezanın asli dilinde okunmasını, Kuran’ın, Elifba’nın, Hacc’ın vs… yasaklanmasına kadar birçok icraatını gördük. Müslümanlar gidip dua etmesinler diye türbelerin kapatıldığını gördü bu memleket… Bugün feryat edenler o zaman "devlet Kemalist nesil yetiştiremez" demiyorlardı. Hallerinden gayet memnundular. 90 yıldan beri Atatürkçü nesiller üretmeye endekslenen devlet mekanizması bu arkadaşları rahatsız etmiyordu. İmam Hatipler, İlahiyatlar, Diyanet vs… bütün bunlar Kemalizm’in torna makinesi olarak tasarlanmış ve dindar nesil yetiştirmek için değil bilakis “Kemalist İslamcılar” üretmek için kurulmuştu. Ama Takdiri İlahi olarak zaman içinde kuruluş maksadının hilafına birçok pırlantalar yetişmiştir. O ayrı mesele… Açıkçası ben hiçbir hükümetin şimdiye kadar dindar bir nesil yetiştirmek için politika geliştirdiğine şahit olmadım. Buna Ak Parti de dâhil… Bugün yetişen dindarlar TC’nin değil, cemaatlerin eseridir. İslam’ın bizzat devlet eliyle boğulmak istendiği bir devirde bin bir meşakkat ve tehlikeyle boğuşarak İslam nurunun bu memlekette sönmemesi için gayret gösteren Allah dostlarının o gün ektikleri tohumlar yeşerdi elhamdülillah… Bununla beraber partilerin de toplumu şekillendirmek üzere politikalar geliştirmeleri ve programlarına bununla ilgili vaatlere yer vermeleri tabiidir. Muhafazakâr demokrat mahiyetini her fırsatta vurgulayan, toplumun milli ve manevi değerlerine verdiği ehemmiyeti parti programında da açıkça yer veren Ak Parti’nin, bunun icabı olarak dindarlıkla ilgili söylem ve politikalar üretmesine şaşırmamak gerekir. Keşke Başbakanın sözünü ettiği bu vaadin gereği yapılabilmiş olsa… Heyhât ki, böyle bir şey söz konusu değil. Aksini iddia edenler Hükümetin işbaşında olduğu yaklaşık 10 yıl içinde dindar nesiller yetiştirmek için neler yaptığını ortaya koymalılar. Ben Hükümetin bu yönde bir çabasına şahit olmadım. Başbakanın bu ifadesini ben bir temenni olarak kabul ediyor ve alkışa değer buluyorum. Ayrıca Hükümetin böyle bir çaba içine girmesini de gerçekçi bulmuyorum. Evvela devlet dindar yetiştirmeyi falan bıraksın da, dindarların önündeki engelleri kaldırsın yeter. Modern demokrasilerde bireyin sahip olduğu hak ve özgürlükleri sağlasın yeter. Fazlasını kimse istemiyor, beklemiyor da... Defalarca söyledik; mesela şu başörtülü öğrenciler geçici tedbirler sayesinde daha yeni yeni üniversitelere girebiliyorlar. Yasal mevzuat aynen eskisi gibi devam ediyor. Yarın başka bir yönetim işbaşına gelse yine aynı sıkıntıların yaşanmayacağının garantisi yok. Kamudaki ayırımcılık ise halen sürüyor. Başörtülü öğretmenlerin, doktorların, polislerin, savcıların, hâkimlerin kamu dairelerinde çalışmaları henüz mümkün değil…
Bir dindar nesil tartışması aldı başını gidiyor. Malum medyanın dinozorları kıyameti koparıyorlar. Efendim Başbakan nasıl olur da “dindar nesil istiyoruz” dermiş.
İnsanlar Marksist olsun, faşist olsun, kapitalist olsun, Kemalist olsun, ateist olsun hiçbir mahzuru yok ama sakın ha dindar olmasınlar. Çünkü dindar görünce nevri dönenler için dindarlık çok tehlikeli bir meziyet…
Geçen hafta Başbakan Tayyip Erdoğan İmam Hatip Liselerine uygulanan katsayı adaletsizliğini kaldıran yasaya CHP’nin karşı çıkmasını eleştirirken; “Biz muhafazakâr demokrat bir parti olarak dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz.” diyerek tartışmanın fitilini ateşlemişti.
Devletin din kurumunu resmi ideoloji tornasına sokmak için şimdiye kadar birçok çabasına şahit olduk. Dinde reform girişimlerini gördük. Ezanın asli dilinde okunmasını, Kuran’ın, Elifba’nın, Hacc’ın vs… yasaklanmasına kadar birçok icraatını gördük. Müslümanlar gidip dua etmesinler diye türbelerin kapatıldığını gördü bu memleket…
Bugün feryat edenler o zaman "devlet Kemalist nesil yetiştiremez" demiyorlardı. Hallerinden gayet memnundular. 90 yıldan beri Atatürkçü nesiller üretmeye endekslenen devlet mekanizması bu arkadaşları rahatsız etmiyordu.
İmam Hatipler, İlahiyatlar, Diyanet vs… bütün bunlar Kemalizm’in torna makinesi olarak tasarlanmış ve dindar nesil yetiştirmek için değil bilakis “Kemalist İslamcılar” üretmek için kurulmuştu. Ama Takdiri İlahi olarak zaman içinde kuruluş maksadının hilafına birçok pırlantalar yetişmiştir. O ayrı mesele…
Açıkçası ben hiçbir hükümetin şimdiye kadar dindar bir nesil yetiştirmek için politika geliştirdiğine şahit olmadım. Buna Ak Parti de dâhil…
Bugün yetişen dindarlar TC’nin değil, cemaatlerin eseridir. İslam’ın bizzat devlet eliyle boğulmak istendiği bir devirde bin bir meşakkat ve tehlikeyle boğuşarak İslam nurunun bu memlekette sönmemesi için gayret gösteren Allah dostlarının o gün ektikleri tohumlar yeşerdi elhamdülillah…
Bununla beraber partilerin de toplumu şekillendirmek üzere politikalar geliştirmeleri ve programlarına bununla ilgili vaatlere yer vermeleri tabiidir.
Muhafazakâr demokrat mahiyetini her fırsatta vurgulayan, toplumun milli ve manevi değerlerine verdiği ehemmiyeti parti programında da açıkça yer veren Ak Parti’nin, bunun icabı olarak dindarlıkla ilgili söylem ve politikalar üretmesine şaşırmamak gerekir.
Keşke Başbakanın sözünü ettiği bu vaadin gereği yapılabilmiş olsa…
Heyhât ki, böyle bir şey söz konusu değil. Aksini iddia edenler Hükümetin işbaşında olduğu yaklaşık 10 yıl içinde dindar nesiller yetiştirmek için neler yaptığını ortaya koymalılar.
Ben Hükümetin bu yönde bir çabasına şahit olmadım. Başbakanın bu ifadesini ben bir temenni olarak kabul ediyor ve alkışa değer buluyorum.
Ayrıca Hükümetin böyle bir çaba içine girmesini de gerçekçi bulmuyorum. Evvela devlet dindar yetiştirmeyi falan bıraksın da, dindarların önündeki engelleri kaldırsın yeter. Modern demokrasilerde bireyin sahip olduğu hak ve özgürlükleri sağlasın yeter. Fazlasını kimse istemiyor, beklemiyor da...
Defalarca söyledik; mesela şu başörtülü öğrenciler geçici tedbirler sayesinde daha yeni yeni üniversitelere girebiliyorlar. Yasal mevzuat aynen eskisi gibi devam ediyor. Yarın başka bir yönetim işbaşına gelse yine aynı sıkıntıların yaşanmayacağının garantisi yok.
Kamudaki ayırımcılık ise halen sürüyor. Başörtülü öğretmenlerin, doktorların, polislerin, savcıların, hâkimlerin kamu dairelerinde çalışmaları henüz mümkün değil…
Kadın nüfusunun en az yüzde 70’i başörtülü olmasına rağmen devlet kademelerinde bir tek başörtülü yok. Bu ayıptır, günahtır, zulümdür.
Çağdaş uygarlık dedikleri Batı’da böyle meseleler yok.
Devlet üstüne vazife olmayan işleri bırakıp bu gibi engelleri kaldırmalı. Star Gazetesi yazarı Sn. Mustafa Akyol’un da ifade ettiği gibi; Devlet dine gölge etmesin yeter.