Türkiye de 28 şubat sonrası Derin Devlet daha gözönünde tartışılmaya başlandı.Demokrasi konusunda derin şüpheler ortaya çıktı.Bu dönemde İktidar, asker, Medya, çok içiçe durdu.Yargının da buralarda olduğu yenice anlaşıldı.
O da Anayasa Mahkemelerinin aldığı kararlarla ortaya çıktı.
Derin Devlet netleşirken bu kurumların itibar kaybetmesi gözle görülür hale geldi.Sonra da bu kurumların tek başına , yet vücut olmayıp Demokrasiden yana farklılaşmış guruplar olduğunu gördük.Bu farklılaşan askerler, yargıçlar, üst bürokratlar, gazeteciler ve en önemlisi Ak Parti işi ele aldı.Gizli bir ittifak oluştu.
Demokrasi cephesine haysiyetli , bilgili askerler, yargıçlar, savcılar, üniversite hocaları , yazarlar, sivil toplum yöneticileri katılarak Derin Devlet'in marifetlerini ortaya çıkardılar.Cesur davrandılar.Ak Parti Demokrasi Bayrağını onlarla dalgalandırdı.Bu alt yapının düşünce birikimini yeni liberaller, yeryer eski komünistler oluşturdu.
Solcular Devletcilikden duydukları aşırı hazzı , elitist bir yapıya dönüştürdüler.Darbeleri bile olağan kabul ederek yollarına devam etmek istediler.
Böyle olmadı..Şimdi Demokrasi Bayrağı altında sancılar çekiliyor.Ne barış girişimleri, ne kardeşlik arayışları, eski solcu Kemalist, Devletci, laikci kesimleri etkilemiyor.Başbakan da buralarda aşağı çekiliyor.Muhalefet çalışması yapılmadan itiraz mekanizması arkasını Anayasa Mahkemesine dayamış gidiyor.Anayasayı bile Meclis değiştiremiyor.