Cemil Meriç, 95 yaşında… Türkiye Cumhuriyeti tarihinin seneler arasına sığdıramayacağı kadar büyük ve derinlikli bir zeka, değerini bugün bile tam olarak anlayamadığımız, sadece aforizmaları ve dramı üzerinden yorum yaparak basitin en basitine kadar indirgemeye çalıştığımız, Dücane Cündioğlu’nun deyimiyle, “Kendisine müteveccih” bir zeka, 95 yaşında…
“Palas Athena” gibi zırhlarıyla doğmuştu oysa ve ne hazindir ki kendisini soylulaştıran o zırh, etrafına örülen anlaşılmazlık duvarını da kalınlaştıran bir set görevi görmüştü… Dün ve bugün…
Dün solcular, sağcılar, ilericiler, gericiler, cem-i cümle bir koca yığın yok sayıyordu Meriç’i. Bugün ismi devlet ric’alinin ağızlarından düşmüyor ancak birer cümle ile özetlemeye çalışıyorlar kalın ve zor bir romanı… Evet, Cemil Meriç, “Bu Ülke”nin özetini çıkarmış okunması yürek isteyen, haykırışları karşısında insan kalbinin yerinden sökülürcesine figan ettiği bir roman…
**
2011 yılındayız. Türkiye bir insanlık krizi geçiriyor. Bu krizde Cemil Meriç gibi birkaç şövalyenin yokluğu o kadar hissedilir boyutta ki, Meriç taklitçisi olmaya çalışan kişilerin üstüne en az on gömlek bol geliyor, o yakıcı haysiyet ve namus gömleği… Krizlere haysiyetiyle yaklaşmasını beceremeyen insanlar, Meriç’in kendi ifadesiyle, “Düşünenleri düşünüyorlar” ve bu taklit furyası insanları yönlendirecek, onların ruhlarındaki ateşi söndürebilecek aydın nefesini tıkıyor…
Heyhat…
**
Cemil Meriç kimsenin halefi olmadı. Kimseyi de selef bırakmadı. Onun orijinalliği, “Fildişi Kulesi”nden insanlığa fırlattığı namus oklarının keskinliğinden geliyor. Günümüzde Meriç taklitçisi aforizma aydınlarına baktığım zaman da, bunlar olsa olsa Meriç’in, “Siham-ı Kaza”ları (Kaza Okları) diyesim geliyor…
www.twitter.com/sercan_zorbozan
sercanzorbozan@gmail.com