Taraf Gazetesi 15 Kasım 2007 tarihinde kuruldu.
Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili belgeleri yayınlamasıyla büyük ses getirdi.
Fethullah Gülen cemaatine yakınlığı ile bilinen isimlerin o dönemlerde ‘Zaman’ın yazamadıklarını Taraf yazacak’ dedikleri dillendirildi.
Ekonomik olarak Fethullah Gülen cemaatinden büyük yardımlar aldığı da bir iddia. Bunlar doğal konular. Yasa dışı bir faaliyet değil. İsteyen istediğine yardım eder.
Şu da var gözlemlere göre Taraf gazetesi Zaman gazetesi okuyan Orta Anadolulu okuyucularının ilk başlarda hoşlanmadığı bir gazetedeydi. Son günlerde olduğu gibi…
Ergenekon davası sürerken Taraf çarşaf çarşaf belge yayınlarken Türkiye’nin demokratikleşmesini ve askeri darbe gibi ucubeliklerin bir daha akıllardan dahi geçmemesini temenni eden farklı fraksiyonlardan geniş bir yelpaze için Taraf gazetesi bir can simidi oldu.
O sırada Genelkurmay kurumunun yıpratılması gibi suçlamalara tek cevap vardı: Demokrasi.
Bugün MİT’in yıpratılmasından şikâyet edenlerin önemli kısmı o dönemde terörle mücadele eden kurumların psikolojik olarak yıpratılmasından şikâyet etmiyordu.
Bugün MİT tarafından dinletildiğini Taraf’ın belgelediği isimlerden biri olan Yasemin Çongar 2008 tarihli Aksiyon ’da yayımlanan söyleşisindeki ifadeleri şöyle,
Demişti ki ‘’Diyelim ki Ak Parti büyük bir pazarlık yaptı. Ergenekon’u güdük bıraktı. AB konusunda zaten durgun olan politikasını sürdürme sözü verdi. Diyelim ki devletin antidemokratik alışkanlıklarını ve uygulamalarını sorgulamayacak noktaya geldi. O zaman kapatılmaz belki; ama Ak Parti, Ak Parti olmaktan çıkar. Bu toplum da önümüzdeki seçimde başka bir parti bulur kendine.’’ Bu kenarda dursun.
Wikileaks’te çıkan bir belgeye göre ABD büyükelçisinin ‘Ordu içindeki Asyacı milliyetçi kanadın tasfiye edilmesi gerekir’ iddiaları Türkiye için yeni değildi. Marjinalleş(tiril)miş bir kesim bu davaları TSK’yı yıpratmak olarak kurulmuş bir tezgâh olarak yorumluyordu yıllardır. Türkiye için ordu içi farklı damarların oyun dışı bırakılması yeni bir konu değil. Bunlar iddialardır.
Ben yine de en başından pek yorum yapmadığım Ergenekon davası hakkında hala şunu düşünüyorum.
Ne sanıldığı kadar her adımıyla her noktasıyla tamamen demokrasi aşkıyla yapıldığını ne de sanıldığı kadar dış güçlerin parmağında oynattığı dava olarak okumuyorum.
Bununla birlikte kim başardıysa bu davaların sulandırıldığı ve artık toparlama şansının zor olduğunu düşünüyorum.
Bu davaların en tartışmalı alanı Özel Yetkili Mahkemeler oldu. Özel Yetkili Mahkemeler çok eleştirildi. Özel yetkili savcı ne kadar yetkili? gibi farklı farklı pek çok sorular soruldu. Hepsine kurumlar temizlenecek cevabı verildi.
İdareten yol gidilse de Ak Parti ve Taraf arasında pek çok görüş ayrılığı örneği verebiliriz.
Burada liberalleri gemiyi ilk terk eden fareler olarak gören muhafazakâr demokratları anlayamıyorum. Bir siyasi partinin özgürlüklere olan duruşu değiştikçe özgürlükçü bir gazete de konum değiştirebilir. Ama bir ülkenin bana göre kırmızıçizgileri de özgürlükler kadar önemlidir. Başkaları da bu çizgileri ‘yazılarıyla’ tanımamakta özgürdür.
Taraf gazetesi ulus devlet anlayışından yana bir imajı yok. Özerklik ve buna benzer siyasi sistemleri savunduklarını düşünüyorum. Bu bir görüştür. Belki de içlerinde dile getirenleri de olmuştur. Bazen bazı yazarlarını severek okuyorum. Bazen katılmıyorum. Bu böyledir. Arkasında ne odak olduğunu bilemeyiz ki fark ettiyseniz kamuoyu olarak her gelişmeyi odaklara bağlamak da sonuç getirmiyor.
Türkiye yakın tarihinde kamuoyu sağcı solcu, Kürt Türk, Alevi Sunni gibi kutuplaşırken hep demokrasi ayıpları oldu. Türkiye askeri darbelerle defalarca tanzim edildi. Son zamanlarda sandık dışı siyasi tanzim sivil ellerle dizayn ediliyor. Ama çok daha önemlisi özel yetkili mahkemeler eliyle tanzim edildiğini düşünenler hiç azınlıkta değil. Kesin hüküm veremeyiz. Cemaatçi- ergenekoncu ezberi bozulacak. Çünkü cemaatin ulus devlet dışı bir hayali olduğuna ihtimal vermiyorum.
Önder Aytaç PKK’ya ateş püskürdüğü için Taraf gazetesinden kovulduysa diğer yazarlar hakkında ne düşünmeliyiz?
Ekrem Dumanlı geçen ay neden yıllardır aynı bağın gülü gibi yaşadığı Baransu, Aytaç, Uslu gibi isimlerin cemaatle yakın olmadığını açıklama ihtiyacını hissetti?
Toplumda yıllardır gelişmekte olan ergenekoncu- cemaatçi adı altındaki kutuplaşmadan neden kimse şikâyet etmedi. Herkes birbirini ajan ilan ederken kim yol aldı kim ekmeğine bal sürdü?
SON DURUM
1- Hakan Fidan, Emre Taner ve Afet Güneş’in ifadeye çağrılmaları üslup olarak tam anlamıyla meydan okumaydı. Zamanlama olarak tuhaf gelecek biçimde emniyette görevden almalar oldu. Bunu polis kaynaklı haber siteleri ‘emniyette deprem’ başlığı ile verirken Çapkın’ın rutin işler demesi inandırıcı mıydı?
2- Mehmet Baransu kendisini takip eden MİT ajanlarını polise yakalattı. Ertesi gün Taraf gazetesi MİT’in kendilerini yasadışı yolla dinlediğini belgeledi. Taraf’ın dinlenmesinden hiç rahatsızlık duymadım. Pekiyi yasadışı dinleme konusunda aynı nedenden dolayı V. İyigün gibi jitemci albayların şu an hapis yattıklarını biliyor musunuz?
3- Dün, Baransu’nun belgeleriyle sağ sola çakanların önemli bir kısmı bugün Baransu’yu İsrailci ilan ediyor. Bilemem. Pekiyi kimse günah çıkarmayacak mı?
4- Ben en başından ne Taraf gazetesini tek referans görenlerle ne de Aydınlık’ı tek referans görenlerle pek anlaşamadım. Aynı kefeye de koymuyorum. En baştan Taraf’a temkinli olduğum için bu temkinimi sürdürüyorum.
5- Uzun tutukluluk süreleri Ergenekon davası söz konusu olunca gündeme geldi. Demek ki ergenekoncuların acılarının değeri var. O kesime dokununca değişiklik talepleri yağdı. İşte ben tam bunu derken ne oldu.
Özel yetkili mahkemeler, Hakan Fidan’a dokununca iktidar kanadında açıktan tartışmaya açıldı. Hakan Fidan’a çoğu yazar gibi pek tatlı ve duygulu mesajlarım var. Gerçekten kişisel olarak çok seviyorum. Çoğunluk gibi ben de aileden biri gibi düşünüyorum. Ülke sevgisinden hiç şüphe etmiyorum.
Başarılı bir özgeçmişi sağlam bir duruşu var. Ama sizce bunu köşesi olan birilerinin yazması ve söylemesi komik değil mi ? Ben de yanlış yaptığına zerre inanmıyorum. Eee ?
Pekiyi savcı bu tatlı ve duygulu mesajlarımızı değerlendirmeli mi sizce? :P
Ayrıca Uludere Utancı başlıklı yazımda yazdığım gibi Hakan Fidan’ı sever gibi görünüp yıpratanlara ve artık son günlerde bunu açıktan yapanlara ne demeli? Acaba bu yıpratma değil de bir gerçeklik arayışı mıdır ? Bu kimin alanına girer ?
6- Şurada da iktidara hakkını teslim edelim İlker Başbuğ terörist ilan edilirken Başbakanın sevinç duyduğunu sanmıyorum. Zaten hükümet kanadında demokrasi zaferi olarak karşılanmadığını sezmişsinizdir.
7- MİT’in KCK içine sızması büyük bir başarıdır. Bu sırada Emre Uslu’nun bahsettiği gibi çift yönlü ajanlar kurumu şaşırtmış olabilir. Bunlar mantık dışı değil. Ama bunları savunmakla BDP’nin devlet adam öldürüyor tezini savunmak arasında ne fark var?
8- Emre Uslu’nun geçen haftalarda ‘bir cemaatçiye suikast düzenlenebilir’ öngörüsünün temeli nedir? İşte bu cemaatçi-ergenekoncu etiketlerinin kutuplaşmasını derinleştirmez mi?
9- İşte en önemli soru şu. Terörle mücadele edilen bir süreçte bu durumlar doğal mıdır?
10- Terörle mücadele edilen süreçte morale ihtiyaç yok mudur?
11- İnsan haklarına saygılı özgürlükçü bir ulus devlet olmak zor mudur? Değildir.
12- Sivil anayasadan talepler nelerdir? İktidarın bunu geciktirmesi ulus devlet çıkarına mıdır?
13- Bu deterjan her ne madde içeriyorsa Türkiye çamaşırını temizlik için mi yıpratmak için mi? Yoksa ikisi bir arada mı?
14- Akif Beki gibi düşünenler son açıklamalarından sonra ne zaman ergenekoncu ilan edilecek?
15- Biz neden bunları konuşuyoruz? Bu iyi mi kötü mü?
16- Bu yazının tamamı bir algıdır. Ve artık algılara ihtiyaç yok.