Son Haberler
23.05.2012 Çarşamba 00:51
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Çarşamba: 16°C/22°CPerşembe: 14°C/21°CCuma: 14°C/22°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Bir yılan hikâyesi: Gazeteci teröristler!
Yıllar geçiyor, bazı şeyler değişmiyor özgürlükler konusunda, Demirel’in ‘gazeteci kılığındaki militanlar’ından Erdoğan’ın ‘sarı basın kartlı, cebi silahlı’larına geliyoruz. Yazık! 01.02.2012 10:10

 

Hasan Cemal

MİLLİYET

Bir yılan hikâyesi: Gazeteci teröristler!

DEMİREL’DEN ERDOĞAN’A

 

Kendi arşivimi dün sabah karıştırırken dikkatimi çekti. Demirel’in Başbakan, Cumhurbaşkanı olduğu yıllar.

1990’ların ilk yarısı.

Gazeteci teröristler, bugün olduğu gibi o zamanlar da güncelmiş.

Bu konuda, Demirel’le bazı görüşmelerimizde tartışmışız, ben de kendisini sert dille eleştiren yazılar yazmışım Sabah’taki köşemde.

Özgürlükler açısından hiç de parlak olmayan o durum, tıpkı bugünkü gibi, 1990’ların ilk yarısında da Terörle Mücadele Kanunu’ndan kaynaklanıyordu.

Çoğunluğunu yine bugünkü gibi Kürt gazetecilerin oluşturduğu yüze yakın yazar, yayıncı ve akademisyen demir parmaklık arkasındaydı.

Ve Güneydoğu’da Kürt gazeteciler ‘faili meçhul cinayetler’de öldürülüyordu.

Ama Başbakan Demirel’e gelince, o gazeteciler gazeteci değil, ‘gazeteci kılığında militanlar’dı (Hasan Cemal, Demirel’e göre gazeteci kılığında militanlar, Sabah, 12 Ağustos 1992).

Bugün de öyle değil mi?

Başbakan Erdoğan’ın ağzından da şu günlerde aynı şeyi sık sık duyuyoruz.

Hapistekilerin gazeteci değil, ‘sarı basın kartlı ama eli silahlı’ teröristler olduğunu söylemiyor mu Tayyip Erdoğan da?..

Evet öyle.

Tıpkı Demirel gibi...

Yıl 1995.

Demirel, Cumhurbaşkanı.

İfade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü soluksuz bırakan Terörle Mücadele Kanunu’nu askerle birlikte savunmaya devam ediyor, değiştirilmesine Çankaya’dan karşı çıkıyor. 

Sabah’ta şunu yazıyorum:

“Demirel, 12 Eylül sonrasında siyaseten yasaklı hale gelince, demokrasi konusunda havası değişti. Meydan meydan dolaşıp askeri yönetimin yasağını delmeye, anayasayı hiçe saymaya, ‘Konuşan Türkiye’yi savunmaya koyuldu.

Haklıydı Demirel. Ben de kendisini destekledim. Sonunda Demirel, siyasal haklarını 1987’de elde etti.

Ve Demirel orada durdu.

Rejimle demokrasi kavgası bitti! Demokrasi diye bir meselesi kalmadı.

Demokrasi diye bir meselesi olsaydı, bir kitap yazdığı için, bir makale yazdığı için, bir demeç verdiği için hapis yatan insanların özgürlüklerine kavuşmasını sağlayacak bir yasa değişikliğini referanduma götürmekten söz etmezdi.

Demokrasi diye bir meselesi olsaydı, iki kez askeri darbeyle devrilen bir siyasetçi olarak hâlâ askerle politika yapmayı düşünmezdi.

Sayın Demirel;

Bir zamanlar demokrasiyi ‘komünizm’e endekslemiştiniz. Bugün de ‘bölücülüğe’ endeksleme çabası içindesiniz.” (Hasan Cemal, Demirel’le demokrasi, Sabah, 15 Mayıs 1995)

Aradan geçen 17 yıl.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu bu yakınlarda açıkladı:

Hapisteki gazeteci sayısı 105.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin raporu:

Türkiye 2011’de 159 mahkûmiyet kararıyla birinci sırada.

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün Basın Özgürlüğü Endeksi:

Türkiye, 179 ülke içinde 2011’de 148. sıraya gerilemiş durumda.

Yıllar geçiyor. 

Demirel’in ‘gazeteci kılığındaki militanlar’ından Erdoğan’ın ‘sarı basın kartlı, cebi silahlı’larına geliyoruz.

Ve iktidardaki zihniyetle birlikte yasalar özgürlüklerin kolunu kanadını kırmaya devam ediyor.

Yazık!

 

YORUMLARINIZ
İyimser - 02.02.2012 00:39
DÜN ; DÜN DE Mİ KALDI?
Sayın Hasan Cemal'in Demirel dönemi ile bu iktidarın
dönemini eş tutan anlayışının yanlış olduğu düşüncesindeyiz.Ak Parti iktidarı döneminden önce
gerçekten facia sayılabilecek adaletsiz
gazeteci ve medya yargılamaları vardı.Zulüm olarak
görülebilecek (Astronomik cezalar içeren) ama nedense o zamanlar Hasan CEMAL'in
bile görmezden geldiği adli zulümlerin muhatabı
gazete (Farklı bir adla) ve gazeteciler hala görevlerinin başında.Bu sesi çıkan elçiler o zaman
ne yapıyordu?Herhalde "Kesin şu gericilerin sesini!"
diye kukla iktidarlarına talimat veriyorlardı...


İyimser - 02.02.2012 00:01
NE YANİ, AYRICALIKLI MI OLMALARI GEREKİYORDU?

Gözaltına alınan gazeteciler sırf gazeteci kimliği
sebebiyle mi gözaltına alınmış?
Bu sorunun cevabı herkes tarafından bilindiği
gibi “ evet” değil. Hepsinin asıl meslekleri ile
ilgili olmayan suçlamalar sebebiyle gözaltında olduğu aşikar.
Başka mesleklerden değişik suç isnatlarıyla gözaltına alınanlar
bu ülkenin vatandaşları değil mi? Neden hep “Gazeteciler” konuşuluyor?
Asıl sebep, onların gazeteciliği bir paravan olarak kullanmalarıdır.
Belki de “ülkeyi karıştırma, kaos yaratma” görevini kendilerine
tevdi edenler gazeteci kimliği ile onları daha kolay savunabileceklerini
düşünmüşlerdir.Zaten öyle olmalı ki bir yabancı elçi ,ikide bir
onları “Sütten çıkmış ak kaşık” olarak görüp Türkiye’ye vurma derdinde
Bir bakıma kendi bağlantılarının da deşifre olduğunun bariz örneği.
Zaten bu zihniyetin başka uzantıları da Türkiye’yi yerden yere vurma
gayreti ile operasyonlarının akim kaldığının telaşındalar.
Asıl amaç başına buyruk Ak Parti iktidarını alt edip ; onların , ülkeyi
parlayan bir yıldız haline getirmeleri sürecinin süreklilik arz etmesinin
önünü almaktır.
Bütün bunlar; onlar için anlaşılabilir, mantık çerçevesinde değerlendirmeler
olabilir ama içimizdeki kraldan çok kralcılara neler oluyor?
Neden Ak Parti İktidarına vurma yarışında onlardan öne geçiyorlar?
Bunu anlayabilmiş değiliz. Zaten olay hukuki bir olay ve siyasilerin
doğrudan bir dahli bulunmuyor. Yasal düzenlemeler ile yargı kurumunun
önünü açmaktan başka bir müdahaleleri yok. Herhalde bu kadar icraat
bir iktidara çok görülmemeli. Zira, her şey olağan seyrinde gidiyor.
Seçimle gelen bir iktidarın dış destekli çeteler marifetiyle yok edilerek;
Bir takım entrika ve kışkırtmalarla dış güçlerin emrine amade
“kukla bir iktidar” kurmalarına fırsat verilecek değildi.
İşte, dışarıdan gelen bu itirazlardan, bir vatandaş olarak bizim anladığımız da bu…
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1