Rus asıllı Amerikalı sosyolog akademik ve politik aktivist Pitirim Sorokin’in ifadelerini aktarıyorum: “… Barışın ilerlemesini bekliyordum, savaşın değil; toplumun kansız bir biçimde yeniden yapılandırılmasını bekliyordum, kanlı devrimleri değil; daha asil bir kisvede insancılığı bekliyordum, toplu katliamları değil; hatta belki demokrasinin daha iyi bir şeklini, despot diktatörlükleri değil; bilimin ilerlemesini bekliyordum, doğru adı altında otoriter diktayı ve propagandasını değil; insanın çok yönlü ilerlemesini bekliyordum, tekrar barbarlığa sapmasını değil.”
Evet Batı medeniyeti cafcaflı, jelatinli barbarlığı yaşıyor. Batı medeniyeti barbarlığını kendisi gibi olmayan insanlar için yapıyor.
İyi ve güzel hedefleri dile getiriyor. Ancak bu hedefleri ne yazık ki Turuva Atı gibi kullanıyor.
Londra’nın göbeğinde, Paris’in ortasında eğer kendi gibi düşünmeyen ve kendi kontrolünün dışına çıkacağına inandığı bir kitle varsa o kitleyi tecridt etmekten, kitlenin hayat damarlarını kurutmaktan asla ger durmuyor.
Özelde Avrupa genelde Batı medeniyeti kendi dışındaki medeniyetlerin kanı üzerine inşa edilmiştir. Kanlı sömürge dönemlerininden elde ettikleri sermaya Avrupa’nın enerji kaynağı olmuştur.
Bugün Afganistan’da, Irak’ta, Somali’de yaptıkları kanlı geçmişlerinin devamıdır. İslam coğrafyasında bütünlükleri parçalayıp belli belirisiz yönetimler kurup Müslümanların adeta kan kaybından ölmelerini istemektedirler.
İşte en yakın Bosna ve Hersek örneği. Avrupa’nın ortası...
Savunmasız bir milletin katledilmesine destek vermiştir Batı. Ve sonra da emsalsiz bir yönetim modeli ile fiili durumu Müslümanların aleyhine çevirmiştir.
Üç devlet başkanı olan bir devlet düşünün. Bosna, Hırvat ve Sırp…
Ve 870 milletvekili ile 260 bakanlı bir hükümet örneğini ancak Bosna’da görürsünüz. Bu fiili durumu oluşturduktan sonra Avrupa, Bosna ve Hersek’in yönetimi için kendi sömürge valisini atamıştır.
Sınırsız yetkilerle donatılmış, karşı gelinmez, mutlak otoriter sahibi bir temsilci.
Neyin temsilcisi?
Batı arsızlığının, cinayetlerin, sömürge anlayışının ve Sırp zihniyetinin temsilcisi…
Bakın Müslümanların yaşadığı bütün coğrafyalarda benzer politikalar sürdürülmektedir.
Kıbrıs Barış Harekâtı öncesi Kıbrıs’ta yapılmak istenen aslında Bosna modeliydi. Filistin’de yapılan soykırım ve tecrit hiçbir zaman Batı müdahalesiyle sonuçlanmayacaktır ve bu da Filistin modelidir.
Bir dönem işgal, bir dönem sömürge valileri, bir dönem yerli malı işbirlikçi, bir dönem bayıltan demokrasi modeliyle iç savaş modelleri sürdürülmektedir.
Yıllarca Afganistan’da kimler savaştı ve savaştırıldı? Ve şimdi Pakistan’ın haline bakın. Irak, demokrasi teranesiyle darmadağın edilmedi mi?
Azdırılmış mezhep çatışmaları, birbirini bombalayan insanlar…
Bugün İran’a yapılmak istenen Bosna, Afganistan, Irak ve Filistin modelidir. Ve bu modeller Türkiye dâhil bütün Müslüman devletler için düşünülüyor.
Bir yanda mezhep diğer yanda ırkçılık yapan Avrupa’yı en iyi Mehmet Akif Ersoy resmediyor. Ve diyor ki:
“İşte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti! / İşte İran'ı da taksim ediyorlar şimdi. / Müslüman, fırka belasıyla zebun bir kavmi; / Medenî Avrupa üç lokma edip yutmaz mı?”
Hazmedebilen mide ne yazık ki her şeyi yutar.
mevlanatrb@gmail.com
twitter.com/mevlanacakiral