Anayasanın 42. Maddesi “Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır” diyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gündeme getirdiği “dindar gençlik yetiştirme” temennisini bu madde paralelinde değerlendirmek gerekir.
Başbakanın “dindar gençlik yetiştireceğiz” temennisine karşı çıkanların Anayasada Eğitimin Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda yapılması gerektiğini vaaz eden maddeye de karşı çıkmaları gerekir. Çünkü eğer özgür düşünen akıllar yetiştirmek herhangi bir din veya ideolojik eğilimden bağımsız eğitim yöntemleriyle olacaksa, buna dinler olduğu kadar ideolojiler de dâhildir. Yani “dindar nesil” yetiştirme doğrultusunda eğitim verilmesine karşı çıkmak kadar, bugün bir siyasi partinin prensipleri haline getirilen ilkeler doğrultusunda verilen eğitime de karşı çıkılmalıdır.
1982 Anayasası, Başlangıç kısmından itibaren Türkiye’deki insanları bir ideoloji doğrultusunda “tek tip insan” yetiştirmeye yöneliktir. Atatürk İnkılâplarını eleştirmek Atatürk’ün yaptığı askeri ve siyasi büyük hizmetleri gölgelemez. Atatürk’ün getirdiği yeniliklerin ülkeye fayda sağladıklarını ancak bunların bugün yetersiz ve hatta yorumlanarak geliştirilmeye muhtaç olduklarını düşünmemize engel hiçbir mantık kuralı da yoktur.
Eğitim ve Öğretimin Devletin denetim ve gözetimi altında olması bir gerekliliktir. Ama bugün politik bir kesimin siyasi hedefleri haline getirilen Atatürk İlkelerini eğitimin temel çıkış noktası ve varılacak tek nihai nokta olarak kabul edemeyiz. Eğitimin çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılması ile bir ideolojik eğilim doğrultusundaki eğitim anlayışının aynı yasa maddesi içinde kullanılması ne tesadüfle açıklanabilir ne de özgür aklı bulmaya çalışan bir iradeyle.
Eğitim ve öğretimin tek tip dindar insan yetiştirmeye yönelik olmasının yanlışlığı kadar, insanın aklını ve ruhunu evrensel doğrular ve bilimsel bilginin yörüngesinden uzaklaştırarak, adeta ateizme davetiye çıkaran Evrim teorisine benzer, bugün bile geçerliliğini bilimsel hiçbir temele dayandıramayan tezlerle veya tek tipleştirici ideolojik öğretiler doğrultusunda yürütülmesi de tekrar gözden geçirilmelidir. Eğitimde branşlaşma ve sınıflandırma olmalıdır, ancak eğitimi alan öğrenciler sınıflandırılmamalıdır. Branşlaşma ve sınıflandırma öğrencinin yetenek, kapasite ve hedeflerine göre olmalıdır. Yüksek öğretim sınavlarında düz liseli veya meslek liseli ayrımından uzak durularak tüm öğrencilere eşit fırsat verilmelidir.