Yargıtay eski Başkanı ve Bilkent üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Sami Selçuk'un HaberX okurları için Hülya Okur'a aktardığı sözler:
Hülya Okur- HaberX
“HAZIRLANAN METNİN DÜZELTİLMESİ GEREKEN YERLERİ AZ DEĞİL”
Anayasa değişikliği teklifi, TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edildi. Bu konuya ilişkin Eski Yargıtay Başkanı ve Bilkent üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Sami Selçuk ‘un görüşlerini aldık, Anayasa düzenlemelerinin yargıyı ele geçirme girişimi olup olmadığına Selçuk’un yanıtı şu oldu:” Ben, metne bakarım, metni kimin kaleme aldığı beni hiç ilgilendirmiyor, bunu Sayın Perinçek de kaleme alabilir, Sayın Baykal da, Sayın Erdoğan yada bir başkası da. Ben metni salt hukuk açısından ele alırım, kişilerin amaçları, dürtüleri beni hiç ilgilendirmez. İnsanların iç dünyalarını keşfe çıkmak ve tartışmayı saptırmak yanlış ve doğulucu bir yöntem. Bu sık sık yapılıyor herkes ve özellikle parti başkanları tarafından. Yersiz. Metin hukuken doğru mu değil mi ona bakılmalı. Buna göre hazırlanan metnin düzeltilmesi gereken yerleri az değil. Ayrıca hazırlayanlar yargının iç yapısını ve bugüne kadar yaşanan deneyimleri değerlendirmemişler. Bu nedenle metin ivediye getirilmemeli. Düzeltilebilir, düzeltilmesi de gerekli.”
HSYK’nın yapısına yönelik değişikliklerle ilgili bölümler konusunda ise Selçuk, “Hepsi konusunda eksiklikler var. “dedi.
“BİR DAVANIN ŞÜPHELİSİ, KUŞKULUSU, SANIĞI HİÇBİR ZAMAN YARGIÇ DURUMUNA GETİRİLEMEZ”
Kapatma davalarına iznin meclisten çıkması durumuna ilişkin yani yasamanın parti kapatma konusunda karar merci sayılmasına tamamen karşı olduğunu belirten Selçuk, “Bir davanın şüphelisi, kuşkulusu, sanığı hiçbir zaman yargıç durumuna getirilemez. Çok yanlış”diye konuştu. Selçuk’un, hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığını belirttiği bu durumdan çıkılması için yaptığı öneri ise şu oldu:”Cumhuriyet Savcısı bir istekte bulunmalı, karar mercii bir yargı organı olmalı.”
"ASKERİ YARGITAY'IN KALDIRILMASI ZORUNLUYDU"
Yüce Divan yetkisinin burada düzenlenmemesini ve Askeri Yargıtay’ın kaldırılmamasını hayretle karşıladığını vurgulayan Selçuk, “Askeri Yargıtay’ın kaldırılması zorunluydu. Yüce Divan yetkisinin cezacılardan oluşan bir organa verilmesi gerekliydi. Bu Yargıtay’ın yapısı içinde kolaylıkla çözülürdü. Yüce divan yetkisini Anayasa Mahkemesine bırakamazsınız” diyen parti kapatma yetkisi konusunda ”Savcı istesin, kanıtlarını getirsin, Yargıtay’daki sözgelimi ceza daireleri başkanlar kurulu bu incelemeyi yapsın ve davanın açılıp açılmaması konusunda izin versin. Yasama organları daima duygusaldır, daima sıcak tartışmalar üzerine karar verirler. Oysa yargı organları daha dingin bir ortamda hukukun soğuk mantığına göre karar verirler. Daha sağlıkla sonuçlara ulaşırlar. Bu yüzden yasama organından geçen bir yasanın, Anayasaya aykırı olup olmadığını, tamamen soğukkanlı hukukun ışığında inceleyecek daha az sayıdaki kişiler veriyoruz. Bunun dayandığı mantık budur."dedi.
"SAVCIYI SUÇLAYACAKLARINA YASAYI KALDIRSINLAR"
Selçuk ,Yargıtay C. Başsavcısının dava açması nedeniyle sık sık yanlış yere suçlanması şeklindeki görüşünü şu şekilde sürdürdü:" Ben burada tam tersini düşünüyorum. Aslında çok özenli olduğu için savcıya ödül vermek gerekir. Çünkü savcıya verilen araç başarısız bir yasadır, yani Siyasal Partiler Yasası. Kanıt serbestliği sistemine göre her bulguyu değerlendiriyor ve dava açıyor. Yasaya bağımlı. Yasa iyi değil diye onu uygulamadan kaçınamaz. O zaman, savcıyı suçlayacaklarına yasayı kaldırsınlar. İnsanları yasalar cezalandırır, insanları insanlar cezalandırmaz. Savcının google’dan, internetten kanıt çıkartmasını eleştiriyorlar, çıkartır, çünkü kanıt serbestliği var bizde. Bütün dünyada öyledir, istediği kaynaktan kanıt bulur savcı, savcının işi bu, bu kadar titiz çalışan bir savcıya ödül vermeniz gerekir. Ama o savcının eline verdiğiniz ara yanlıştır. Siyasi partiler yasası. Ben bu yasa hakkında 2001 yılında on bir sayfa tutan eleştiride bulunmuşum. Bu yasa Türkiye’nin başına bela olacak, kaldırın demişim. Kaldırmıyorlar, sonra dönüp savcıya saldırıyorlar. Savcı işini yapıyor“
"BÖLÜK PÖRÇÜK BERBAT ÜRÜNLER"
Bu şekilde yapılan bir Anayasanın tekrar değişikliğe gitmesi zaruri midir sorusuna ise Selçuk'un verdiği yanıt şu oldu: "Değişiklik gereksinimi kesinlikle ortaya çıkar. Her zaman söylüyorum yeni bir Anayasa yapılsın. Anayasanın getirdiği düzende yasama da, yürütme de, yargı da erkler ayrılığı ilkesi doğrultusunda yerini alsın. Yani yeni bir dünya kurarsınız orada her kurum yerini alır. Böyle bölük pörçük şeyler yaptığınız zaman berbat ürünler ortaya çıkar, iki yıl sonra yeniden değiştirmek zorunda kalırsınız.”