Bayram arifesi, bu son sahurda bir şeyler yazsak mı yazmasak mı diye düşünürken; birkaç satır karalamaya karar verdik. Ki bu birkaç satır aynı zamanda da okurlarımızın bayramını şimdiden kutlamamıza vesile olsun...
CHP'nin, cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne kadar olan -sadece 12 Eylül darbesinden her kes gibi yediği ağır darbe sebebiyle birkaç yıllık sektenin dışında- bu ülkede açık ve gizli iktidarını kısaca anlatalım dedik...
Yazar, “Hani bu CHP, 60 yıldır halkın teveccühüne mazhar olamamıştı?” demeyiniz. Doğrudur, 60 yıldır halkın teveccühüne mazhar olamadı ama 12 Eylül sürecindeki kısa bir dönemin dışında da hiç iktidardan gitmedi...
Halkın seçtikleri, devletin rutin işleriyle uğraştılar hep... Devletin ekonomisidir, alacağıdır, vereceğidir, geliridir, gideridir... İşçisinin, memurunun maaşıdır falan filan...
Demokrat Parti biraz rutinin dışına çıkmaya çalışınca hemen başına bindiler... Darbecilerle CHP kol kola. Zaten hiç ayrılmamışlardı ki...
Milletin seçtiklerini dâr ağacında sallandırdılar ve kendileri de iktidar oldular. İyi mi?
61 anayasını da bunların hukukçuları yaptılar. Milli Birlik Komitesi üyelerine, yani darbecilere, geberinceye kadar tabiî senatörlük hakkı, cumhurbaşkanlığı makamına da 15 kişilik kontenjan senatörü seçme hakkı verildi o anayasada... Ne güzel bir kayırma! Değil mi?
İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker de, merhum Korutürk tarafından kontenjan senatörlüğüne atananlardan bir tanesiydi... Oysa millet onu hiç milletvekili seçmemişti. Ve bu zat, Demokrat Parti döneminde 3 ay kadar (mı ne tam bilmiyorum) süreyle hapse atılmıştı. Karşılığında 3 can aldılar. Ama adam hırsını ve hıncını alamamış olmalı ki ölünceye kadar Demokratlara her platformda kin ve nefret kustu...
Hem Damad-ı Hazret-i Şehriyâr hem de yandaş... Yeme de yanında yat...
Dönelim başa...
Aynı kol kolalık günümüze kadar da devam etti. Teker teker saymaya kalksak sayfamız yetmez. Ana başlıklarıyla bir iki konuyu yazalım.
Bunlar, Adalet Partisi'ne de dünyayı dar ettiler. 12 Mart muhtırasında da onların parmağı vardı. Sonradan kirli çamaşırları ortaya döküldükçe kumaş değil de pazen oldukları daha iyi anlaşıldı. Hem, 12 Mart sonrası kurulan ilk koalisyon hükûmetinin başbakanı kimdi? Nihat Erim. Merhum Erim, CHP senatörüydü, partisinden istifa ettirdiler ve hükûmet başkanı yaptılar. 12 Mart döneminde aşırı solun ezildiği de doğrudur, itirazımız yok. Çünkü daha CHP'in kollarının altında korunmaya alınmamışlardı. O daha sonraları oldu. O yüzden de Nihat Erim kızıl kurşunlara hedef oldu ve öldürüldü. Bu konu da ayrı bir yazı ile incelenbilir değerdedir...
12 Mart sürecinden sonra aşırı sola destek veren CHP, 12 Eylül 1980 darbesine, aşırı olan olmayan bütün sol fraksiyonlarla kol kola vererek ve onlara kol kanat gererek ülkeyi kan gölüne çevirdi ve 12 Eylül 1980 darbesine zemin hazırladı. Ve bu darbe ile de gizli iktidarı bir süreliğine sekteye uğradı...
1983 yılında bazı partilere verilen izinle yapılan seçimlerden sonra, Anavatan Partisi iktidara geldi ve pusudaki gizli CHP iktidarı da kolları sıvayarak yeniden iş başı yaptı...
Başta TSK olmak üzere, yüksek yargıda, milli eğitimde, üniversitelerde, emniyet teşkilatında, MİT'de, mülkiyede yani kaymakamından valisine kadar, üniversitelerin bütün kademelerinde, dış işleri teşkilatında, basın yayın organlarında, ya da özetlersek nüfus idaresinden tapu kadastro müdürlüklerine kadar bütün devlet organlarında hep CHP'liler ve CHP zihniyetinde olanlar yerleştirilmiştir. Bu, başlangıçtan beri bir siyaset olarak uygulanmıştır. CHP, sistemin bekçiliğini, zihiyetinin pekişmesini ve devamını hep bu yolla sağlamış, millete rağmen milletin efendisi olmuş ve milleti zaman zaman açık olmak üzere tüm zamanlarda da gizlice yönetmeye muvaffak olmuştur...
Bu sistem artık çatırdamaya başladı. AKP, bunların sistemine çomak sokmaya çalışıyor. Ne zamandan beri? Kapatma davası sonuçlandıktan sonra... Hangi cesaretle? Ulusal ve uluslar arası şartların darbe yapılmasına uygun olmaması...
İşte bu nedenledir ki; 12 Eylül günü eğer EVET çıkarsa, CHP bu gizli yönetimin köşe taşlarından önemli bir kısmını kaybedecektir.
Çırpınışları, çıldırışları, yırtınışları bu yüzdendir...
Yani anlayacağınız, bazı koltuklar çok fena halde tehlikededir; koşun Hasolar, Hüsolar, Memolar...
Koşun Hayır mührünü basın ki; koltuklar ve gizli iktidar tehlikeye girip güme gitmesin...
Ha, bir de, yandaşa gel yandaşa...
Neredeyse Cumhuriyet ile yaşıt bazı dinozorlar, köşelerinde tam 70 yıldır CHP yandaşlığı yapıyorlar. Yani beşikten mezara kadar CHP yandaşlığı...
Yandaşlıktan da öte: 80 yıldır kör ideolojiye tam teslimiyet ve uşaklık...
Bunlardan biri, 27 Mayısçıların Kurucu Meclisinde görev almış ve o görevin sayesinde de emekli milletvekili maaşı alıyor ve VIP'ten yararlanıyor. Maaşı da benim verdiğim vergilerden ödeniyor! İyi mi?
Ne olacak ki yani?
Onlar için böyle şeyler ayıplanası bir tutum değil ki. Hatta kahramanlıktır...
Papucumun despot kahramanları...
***
5 ağustos tarihli yazımızda: “Halkoylamasının sonucu EVET çıkarsa, en çok CHP ve onun taze genel başkanı Kılıçdaroğlu sıkıntıya girecektir. Hatta ihanete uğramış Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu'nun suyunu sıcaktır” demiştik... Bazı kalem ehli arkadaşlar daha yeni uyanmışlar...
“Evet çıkarsa CHP karışacaktır” diye yeni yeni yazmaya başlamışlar. Günaydın diyelim...
Başta HaberX ailesi olmak üzere, yazılarımızı okuyan, beğenen, beğenmeyen, lehte ve aleyhte yorum yazan bütün değerli okurlarımızın Bayramını kutlar, sağlık ve mutluluklar dileriz.