Manipülasyon yönlendirmedir. Psikolojik teknikler kullanarak, insanların davranışlarında, düşüncelerinde değişiklikler yaratmadır. Medyada, özellikle geniş kitleleri yönlendirmek, gündemi saptırmak manasında kullanılır.
Örneğin, wikileks belgeleri bu yönlendirmeye koca bir örnektir. Hatta bu belgelerde, çarpıtma içinde çarpıtma vardır. Nasıl mı? Ünlü dil bilimci Naom Chomsky bir röportajında, bu belgelerin değiştirilerek servis edildiğini söylemiştir. Bu da şu demek oluyor. Kamuoyuna verilmek istenen bilgiler servis edildi. Yani bu belgeler manipüle edildi. Buna delil olarak Hillary Clinton’un wikiliks belgelerini değerlendirmesi bakabiliriz. Zaten uzun süredir kendine potansiyel düşman arayan Amerika, İslam dünyasını seçmiş olması. buna paralel olarak da İran’ın daha bir göze çarpması, bu belgeler ışığında Hillary Clinton’un; “İran’ın bir tehtid olduğunu tüm dünya gördü” demesi, doğruluğu, güvenilirliği olmayan bu kanıtla konuşması bir manipülasyona işarettir. Çünkü yapılan araştırmalarda Arap ülkelerinin yüzde sekseni İran’ı tehdit olarak görmüyor. Ülkemizde de bu tarz hamleler oluyor ve olmakta.
Medyanın bağımsız olmadığını hepimiz biliyoruz.
Medyalar genelde siyasal iktidarların propagandası için çalışırlar diye düşünebilirsiniz. Ama tutarlı bir değerlendirme değildir. Bu değerlendirme Komünist ve sosyalist ülkeler için çok doğrudur. Çünkü bu ülkelerde neredeyse farklı düşünmek imkânsızdır. Ülkemizde ise bu süreç, Cumhuriyet dönemiyle başlamış ve Menderes dönemine kadar sürmüştür. O günden bu güne elimize ulaşan belgelerde bunu net bir şekilde görmekteyiz.
Devrimin, halk tarafından sindirilmesi için yoğun bir propaganda çalışması yapılmış, beyinler yıkanmıştır. Bunun kanıtı, şuan Atatürk ve tarihimiz hakkında birkaç kelime bile edemeyen ve fütursuzca milliyetçilik yapan, tarihi kahramanları putlaştıran bir kesimin varlığı ile net bir şekilde görülmektedir. Cumhuriyet döneminden önce, kötülenen ve karalanan bir dönemde bile sansür, bu dönemdeki seviyeye ulaşmamıştır. Öyle ki “istibdat” diye geçen dönemde, şair Tevfik Fikret Cennetmekân Sultan 2. Abdülhamit Han için; “
Ey şanlı avcı, tuzağını boşuna kurmadın!
Attın...ama yazık ki, yazıklar ki vuramadın!
Mısralarını yazmış, fakat gözaltına bile alınmamıştır. Düşünün, Ermenilerin, padişah için kurduğu tuzağı övüyor ve hayıflanıyor, yine de gözaltına bile alınmıyor…
Abdülhamit’in karşısında duran gazeteci tayfası kesinlikle hükümetin tarafında değildi ancak özgürlük karakter ve zihniyet sahibi insanların anlayabileceği bir olgudur bu.
Bu yüzden medyanın ne tarafta duracağı pek kestirilemez. Bir bakarsınız devlet tarafında olur bir bakarsınız bir başka tarafta. Güç dengesi nereye kayarsa medya oraya yönelir. Ülkemizde güç dengesi devlet dışına kaydığı zaman olan darbeler, buna örnektir. Mesele; bu dengeyi kurabilmektedir.
Mesut Yılmaz’a gelince; Mesut Yılmaz ne dedi? “Yunanistan’da orman yakmak devlet sırrıydı” gibi bir sözü medyaya yansıdı. Bu sözün ardından Yunanistan dışişleri bakanlığı; Ankara’dan açıklama bekliyoruz dedi. Yunanistan’daki diğer bir siyasi parti ise Türkiye zararımızı ödesin şeklinde bir açıklama yaptı.
Olay tamamen çarptırılmıştı. Bu çarptırmayı Mesut Yılmaz’ın olayın patlak vermesinden sonraki açıklamalarında daha net görüyoruz. ; “Konu tamamen bir yanlış anlamadan kaynaklanmaktadır. Sayın Enver Aysever ile yaptığım bir telefon görüşmesinde devlet sırrı kavramının hangi hallerde geçerli olduğu sorusu üzerine, bunun münhasıran dış politika konularıyla ilgili olduğu, örneğin 90'li yıllarda Ege sahillerimizde meydana gelen orman yangınlarının Yunan gizli servisiyle ilişkili olduğuna ilişkin değerlendirmelerin, bu bilgiler kanıtlanmadıkça yayınlanmasının dış politikamız açısından sakıncalı olacağı ifade edilmiştir. ”Anlaşılacağı gibi olay Yunanistan'daki değil Türkiye'deki orman yangınlarıyla ilgilidir. Haber, tamamen tersine döndürülerek verilmiş, bu şekilde gündem saptırılmıştır.
Şimdi gelelim Fransa’nın sözde Ermeni soykırımını kabul eden yasa tasarısını geçirmesine ilişkin görüşlerimize… Ermeni soykırımını kabul eden kaç ülke var? On dört ülke.
Peki, bizim Fransa ile ticaretimiz kaç milyar dolar?
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’e göre 15 milyar dolar.
On dört ülke bu tasarıyı kabul etmiş, ticari faaliyetlerimiz bu ülkelerle devam ediyor. Fransa ile niye ipleri atalım? Bu bizim çıkarımızla uyuşur mu? Hayır uyuşmaz. O zaman, toplumda körüklenmiş milliyetçi düşünceyi ve Fransa’ya olan bu tepkiyi azaltmak lazım.
Peki gündem nasıl manipüle edilebilir?
Bizim yıllardır sürtüştüğümüz ülke hangisi? Yunanistan. İşte Mesut Yılmaz’ın açıklamalarını çarpıtan gazeteciye bir de bu açıdan bakın. Sözler çarpıtıldı mı çarpıtılmadı mı? Gündem manipüle edildi mi edilmedi mi? Cevap; edildi. Bunun ispatı sosyal medyada dahi Mesut Yılmaz’ın ilk sıraya çıkmış olmasıdır.