Yıl 2011, Ak Parti yüzde elli oyla birinci parti, tek başına iktidar. Tüm yetki ve salahiyet Ak Pati’nin elinde. Tek parti rejiminden tabi ki farkı var fakat kanun çıkarabilecek güce sahip.
Yalnız, iktidarlığı döneminde ülke çok karışık, Kürt vatandaşlarının içinden isyan eden, vatana ihanet eden teröristler çıkıyor. Terörist faaliyetlere çok sık rastlıyoruz.
Şemdinli Aktütün Karakolu’na yapılan baskınlarda toplam 52 şehit verilince, Başbakan Erdoğan çok kızıyor ve kurmaylarına emrediyor. Bakanlar Kurulu toplanıyor. Kanun Hükmünde Kararname hazırlanıyor ve meclise sunuluyor. Mecliste kabul gören bu karar, Cumhurbaşkanı’na gönderiliyor. Gönderilmemesi imkansız, yasa gereği gönderilecek. Oradan da onayı aldıktan sonra, memleket için bir çıban olan doğu illerine operasyon düzenleniyor. Diyarbakır, Siirt, Hakkâri, Muş, Bitlis, Van ve Kürtlerin yoğun olduğu birkaç şehirde temizlik yapılıyor. Şöyle genişçe bir ateş çemberi yakılıyor içine çoluk çocuk, kadın erkek atılıyor. Şipşak bir de mahkeme, anında yargılanan darağacına… Süngülü tüfeklerle de kalanlar delik deşik ediliyor.
İnanın bunları yazarken bile ellerim titriyor. Bu karar bu zamanda alınamaz diyenler yanılıyorlar. Hala dünyanın birçok yerinde hükümet kararlarıyla toplu katliamlar gerçekleşiyor. Bu tür kararları bizim halkımız alamaz. Çünkü bizim ahlakımızda bu yok! İslam savaş ahlakında esir, savaşandan üstündür. Yerli halka ise asla dokunulmaz. Ne inancına, ne hayatına, ne diline ne yaşantısına…
Az önce saydıklarımı Ak Parti tabiki yapmadı. Bu dönemde, Van’daki Kürt kardeşlerimize yardım için yarışıldı. Hatta Van’daki Kürt vatandaşlarımıza karşı patavatsızca konuşulanlar linç bile edildi. Bir zihniyet değişikliği toplumda hasıl olmuş, bu görüldü.
Bunun yanında, Dersim olaylarında katledilenlerin, yine bizim silahsız halkımız olduğu toplumca “biz” mantığı içinde değerlendiriliyor. Yani, Kürt halkına yapılan bu zulüm Kürtlere kimliklerini kaybettirmedi. Şimdi ise o kimlikle – Kürt Kimliği ile- biz bir bütünüz demeye çalışıyoruz. Geçmişte yapılan bir zulümden başka hiçbir şey ifade etmiyor, anlıyoruz.
Yine aynı şekilde İslam izlerini silmek adına yapılan onca zulüm de bir şey ifade etmiyor. Zulüm zulmettiğiyle kaldı, İslam, her geçen gün gönüllerde gonca güller açmaya devam ediyor.
İşin acı tarafı, tüm bu geçmişte yaşananları savunanlar hem İslam kimliğinden, bilgisinden mahrum hem de insanlıktan nasibini alamamış insanlardır. Bu yaşanan acıların, o dönemin şartlarıyla da ilgisi yoktur. O dönemde yaşanan olaylardan, yaklaşık otuz sene önce tahttan indirilen Abdülhamit Han’ın dönemi karışık değil miydi? Ondan önce Abdülaziz’in dönemi karışık değil miydi? O zaman da dış güçler kaşımıyor muydu bu yaraları? Şimdi kaşıdığı gibi kaşıyordu!
Hâsılı, bu Dersim bir başlangıç oldu, budan sonra da geçmişle hesap devam edecek elbet. Hiçbir yalan sonsuza dek saklanamaz. Gerçek tarih ortaya çıkacak, özür dilenecekse bu zulmü yapmayanlar değil, bunu yapanları torunları çıkıp özür dileyecek! Başbakan değil!